Son bakış olur mu demeyin. Bir son bakış vardır birşeyler içinizde tükendiğinde attığınız, bir de son bakış vardır ölürken miras bıraktığınız. Her gün görseniz de kızdığınız, kırıldığınız eşiniz, dostunuz veya arkadaşınıza son bakıştan sonra da bakışlar atarsınız ama son bakışın yeri farklıdır. Birşeyler için çok geç olduğunu vurgularsınız o bakışla.
Bazen söze gerek kalmaz, sözler söylense de bakıştaki büyüyü bulamaz. Kesin, net ve açıklayıcı olan, ele veren, öldüren, güldüren ve süründüren bakıştır.
Ama nerde o eski bakışlar? Eskiden insanlar karşısındaki insanın yalan söyleyip söylemediğini, ne hissettiğini bakışlarından anlarmış. Ama artık tam bir tiyatro sahnesi içinde geçiyor hayatımız. Her bakış rol akıyor. Gözlerinizin içine baka baka yalan söyleyebiliyor artık insanlar. 'Seni Seviyorum' diyor. Artık gözler ve bakışlarla yitip gidiyor en güzel sözlerin anlamları. Bakışların saflığı kalmadı.Bütün gözler iyi birer tiyatrocu. Rol yapamayan bütün gözler Anadolu'lu.
Kimseye son bakış atmamanız dileğiyle, bir gün geri dönmeniz gerekebilir, oyuna devam....
Sevim Atan
02.08.2006
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yazım kurallarını önemseyen bir yazıyla karşılaştığımda içim rahatlıyor.
Cümle kuruluşlarına da özenmiş. Derdi belli, ne anlattığı belli.
İçeriğine gelince.
Tek itirazım ' Rol yapamayan bütün gözler Anadolu'lu. ' ifadesine.
Bir zamanlar mertlik ve saflıkla özdeşleştirildikleri muhakkak, Anadolu çocuklarının.
Bugün öyle bir ayırım kalmadı.
Belki bu ifadenin yerini ' İnsanla en az muhatap olan, ' almalı.
İnsan insana karıştıkça, insanlığından bir şeyler yitiriyor.
İlk bakışta tuhaf gelebilir ama öyle.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta