Sıcak bir yaz günüydü. Henüz kuşluk vakti olmasına rağmen orman sıcak ve kasvetli bir havaya bürünmüştü. Ağaçlarda en ufak bir kıpırtı yoktu. Makilerin arasında gezinen böceklerin ve minik kuşların çıkardığı çıtırdılar da olmasa, orman adeta terk edilmiş gibiydi.
Fakat bu sessizlik sizi aldatmasın. Çünkü ormanın en kuytu köşesinde, önemli bir toplantı yapılıyordu. Toplantıya katılanlar, Amanos dağlarında yaşayan Kaplan, Kurt, Tilki, Ceylan ve Ayıydı.
Bu toplantının yapılmasını Kaplan istemişti. Çözümü imkansız gibi görünen sorunlarına, bu gün beklide bir çare bulacaklardı. Kaplan bu defa umutluydu. Zira Kaplan, Profesör Leylek ve Şahinin yardımıyla iyi bir plan yapmıştı.
Kaplan planı açıklamadan önce, arkadaşlarının en çılgın fikirlerini duymak istiyordu. Bu şekilde, içinde bulundukları durumun vahameti, ortaya konmuş olacaktı. Belki böyle bir ortamda, kendi çığlın fikri kabul görebilirdi. Kaplan söze nereden başlayacağını bilemiyordu, ancak tüm mesele en uygun anı yakalamaktı. Bu nedenle Kaplan sessizce önerileri dinliyor fikrini söylemek için, hiç acele etmiyordu.
Ah çekip de arkam sıra ağlar var
Bakarım bakarım sılam görünmez
Aramızda yıkılası dağlar var
Coşkun sular gibi akıp durulma