Buyur otur, bu sofra senin eserin..
Başköşeye kurul, kalmasın kederin.
Yalanlarla mayaladım ekmeğini,
Kendi ellerinle düğümledin kaderini.
Sana özel hazırladım, ihanet sarmasını,
İçine gizledim en derin yarasını.
Pişmanlık sosuyla ağır ağır kavurdum
Gözyaşından bir çorba yaptım, buz gibi
İçtikçe hatırlarsın o karanlık dibi.
Dost bildiklerini doğradım içine ince ince,
Bakalım tadı nasılmış, gerçekler bilinince
Zamanın tenceresinde dertleri kaynattım,
Sen beni unuttun, ben seni taşa bile anlattım..
Tabak tabak ye o verdiğin sözleri
Hala üzerimde o sahte bakışın izleri.
Garnitür niyetine koydum yalancı baharı,
Yutkunamazsın artık, boğazında kalır kahrı.
Bir kadeh sundum ki rengi kandır, şerbettir..
Lakin her yudumu, sonsuz bir gurbettir.
İçtikçe susarsın, susadıkça yanarsın,
Eski bir rüyada, beni ancak anarsın.
Tatlıyı en sona sakladım, simsiyah bir veda..
İçinde ne neşe kaldı, ne de hoş bir seda.
Şerbeti hüsrandır, kıvamı ise nefret
Senin bu dünyadaki payın, sonsuz bir hasret.
Afiyet olmasın, sızlasın için..
Ağlayasın hep inşallah için için...
Kendine sor şimdi "Neydi bu,neden yaptım bunu bu kadına niçin?"
Canımla ödettin bu sofranın hesabını bana,beş para etmez zevkin için..
Kayıt Tarihi : 31.03.2026 01:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!