Bazı acılar vardır,
insanın sesini elinden alır…
Sanki boğazına oturur bir kor yığını,
nefesin bile utangaç olur söylemeye.
Soma…
Bir ülkenin kalbine düşen en ağır göçük…
Bir odanın duvarında asılı duran bir fotoğraf,
yüreği çatlamış bir annenin titreyen elleri gibi.
O gün,
toprak karanlıktı…
Gökyüzü bile başını eğmişti.
Bir siren sesi,
bir koşu,
bir çığlık…
sonra bir sessizlik…
ve o sessizlik, bir milletin alnına çakılan mühür gibi durdu orada.
Bir çocuk vardı mesela,
babasının dönüşünü bekleyen…
Kapıya her ayak sesi vurdukça,
umudu da koşardı kapıya,
ölümün kapıdan girebileceğini bilmeden.
Bir eş vardı…
Kokusunu ciğerlerine saklayan,
çamaşırlarını katlarken bile elleri titreyen.
Her kıyafet bir hatıra,
her hatıra bir hançer…
Bu nasıl bir dayanıştır Allah’ım?
Ve o madenciler…
Toprağın altına değil,
milletin kalbine gömülen yiğitler…
Ellerindeki nasır,
geride kalanların alın yazısına dönüşen adamlar…
Yer altı…
Karanlığın evidir derler,
ama en aydınlık yürekler oradaydı.
Güneşi görmeden güneşi taşıyan adamlar…
Aydınlığı ekmek parasıyla tartışan adamlar…
Bir ocak söndü,
ama bir milletin vicdanında bin ocak yandı.
Kömür karası değil,
yürek karası çöktü üzerimize.
Ve biz öğrendik:
Bir ülkede bir işçi düşerse,
orada insanlık sendelemiştir.
Bugün,
tarih sussa da biz susmayalım,
acı küllenmesin diye değil—
unutan kalpler kararmasın diye…
Soma’nın sesi,
şehrin duvarlarına değil,
insanın vicdanına kazınmış bir çağrı olsun.
Yorgun bir dua yükselsin göğe:
“Ruhları şâd, mekânları cennet olsun…”
Ve her hatırlayış,
bir vefa borcunun yerine konuluşu olsun.
Çünkü vefa,
ölüme değil,
öldürülmeye karşı direniştir bazen.
Ve şimdi…
Bu satırların sonunda
bir imza olmalı…
Bir ağıtın altına düşülen bir mühür gibi…
Bir kulun yüreğini katarak söylediği bir söz gibi…
…Kul Ortak
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 6.12.2025 12:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!