Mayısın on üçü iki bin on dört
Bir can pazarı ki! durası değil.
Üşüyorum kardeş üzerimi ört.
Ecel, git başımdan sırası değil.
Bir helallık alamadım eşimden
Yavrularım el salladı peşimden
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Mekanları cennet olsun, sebep olanlara, ya da görmezden gelenlere lanet olsun.Selamlar Niğde'ye, saygılar size.
Acımız bir çok güzel anlatılmış kutluyorum.
Ecelin sırasını bizler değil sahibimiz olan Allah (cc) tayin eder Nisari bey! O, bu husustaki beyanlarında ecelin asla öne ve arkaya alınamayacağını levh-i mahfuzda ne yazılmışsa onun icra edildiğini söyler.
Ayet-i kerimelerde kişinin ölmesi gereken yerde öldüğünü çünkü bu yerin kaderde yazılı olduğunu kaderinse asla değişmeyeceği beyan edilir. Kişi oradan kaçmak istese bile bir başka vesile ile yine oraya sevk edileceği ve tam da yazılan yerde vefat olayının vuku bulacağı Kur'an'da açıkça anlatılır.
Tokat hikayesi ise kasıtlı yapılan bir haber. Bunun Biraz önce hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik açıkladı.
Felek; kader demektir ve kadere hiç kimse kahpe diyemez. Zira onu yazdıran bizzat Rabbimiz (cc) dir. Kader bir kanun-u ilahiyedir ve Allah'ın kanununa kahpe demek hiç kimsenin haddi değildir!
Rızık için ölmek şehitlik sebebi değildir. Gerçek şehitlik için kişinin Mü'min ve Müslüman olmasının yanında Sadece Allah rızası için yani ila-i kelimetullah için ölmesi lazımdır. Bu konu hadis-i şeriflerde detaylarıyla vardır. Dileyen kütüb-ü sittenin mevzu ile alakalı bölümüne bakarak işin doğrusunu öğrenebilir. Bazı hadislerde yine müslüman olmak şartıyla suda boğularak ölenlerin, doğum üzere ölenlerin, veba gibi bulaşıcı hastalıklarla ölenlerin göçük altında kalarak ve yanarak ölenlerin de dünya şehidi sayılacakları ifade edilmiştir.
Netice ;Orada mü'min ve müslüman olarak ölenlerin ölüm şekilleri hadisin tarifine uyduğu için bir nevi şehit sayılmaları mümkündür. Allah iman ölen bütün kardeşlerimize gani, gani rahmet eylesin ve gerçekten içlerinde şehitlik mertebesine erişenler varsa Rabbim onların şefaatlerinden bizleri mahrum bırakmasın aminnnnnn!
Bera-i malumat.
Hayırlı çalışmalar.
inna lillahi ve inna ileyhi raciun'Allah ölenlere gani,gani rahmet eylesin yakınlarınada büyük sabır versin güncel bir çalışma yüreğine ve emeğine sağlık...
'inna lillahi ve inna ileyhi raciun'(KK)
biz Allahtan geldik ona döneceğiz' ancak
ne zaman, nasıl, ve nerede gideceğimizi bilmeyiz. üstadım acıklı, dolayısıyla hüzünlü, amma dört dörtlük bir hece çalışması. kalemin zeval, gönlün dert görmesin....
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta