Alıp götürmüyor vakit ömrümden aldığı kadar iki sokak öteye bedenimi. Patlak lambaların, soğuk havanın ve ince montumun titrekliği seriliyor kaldırımlara. Pencereden izleyenlere sınırsız özgürlük dağıtmaya çıkmış adımlarım. Oysa sınırlarını bilmeyen bi kadınım topuklularımla. Tik tak! Sürüyorum izlerini hemen önlerinden önümü dönüp. Sessiz olmuyor bu saatlerde kuytu köşeler ve köşe köşe variller içlerinde ateşler ve ateşten bi kaç kişi var. Hepsini tek tek söndürmem lazım, hepsine tek tek anlatamam. Varlık mıdır korkaklık, neden? Cesaret ölümün kucağında sevişiyor. Patlak kaşım, soğuk kişiliğim ve su alan montum yağmurda sergileniyor. Büyük bi müzede yüklü değeriyle.. Tanrımmm)
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta