Ben ve kalbim biz iki gezgin
Eskimiş bir köy odasında
Oturmuşuz bir sobanın başına
Hava soğuk, kesif ve bezgin
Bu sobanın başında süzgün
Taze meltemler dolaşıyor
Bu sobanın içinde, üzgün
Düşlerim ateşle oynaşıyor
Bu sobada geçmişim yanıyor
Isınmıyor buz tutan eski sevdalar
Bu sobada yalnızlıklar yarışıyor
Trenle savaşır gibi geçtiği raylar
Kömür yerine saçlarını attım
Kibrit yerine gözlerine baktım
Ben o kır çiçekleri kokan sevdamı
Bu kör sobanın içinde yaktım
Kibrim gitti bir ben kaldım
Demirdim ateşle şekillendim
Kırk yıllık bir kuru daldım
Yakıldım alevde filizlendim
Dumanı alkole kesince odanın
Başı döndü ayyaş bacanın
Henüz kanayan yaralarımı
Ateşiyle ile uyuşturdum
Aldım bütün kötülükleri
Bu sobaya doluşturdum
İki kadehti yalnızlığı
Birbirine tokuşturdum
Yanmazdı da bu soba
Bin acıyla tutuşturdum
Bu eskimiş odanın içinde
Kibrit de benim odun da
Kurban da benim suçlu da
Sezar da benim Neron da
Sen açınca kalbimle arayı
Görmedi gözüm köşkü sarayı
Bu sobanın içinde, güzelim
Ben şerefine yaktım Roma’yı
Bir hissin kömürleşmesi
Keşke bilseydim ne kadar
Mesela ben şu kara sevdamı
Tutsam bu sobaya atsam
Acaba kaç yıl yanar
Bu derdi taşıdıkça gizlice
Daha nice günahkâr olurum
Ben bu sobada sessizce
Kaç yıl yansam affolurum
Bu soba bir divane
Ne yaz ne kış tanıyor
Sabah akşam aralıksız yanıyor
Bu soba bir hapishane
Herkes bir günahtan yatıyor
Bu soba bir hastane
Sanki yanmıyor da kanıyor
Ruhumu yakıyorum içinde
Ne is ne duman çıkarıyor
İçimdeki bu dumansız yangını
Gitsem nerde söndürsem
Bir gece vakti sokulup gizlice
Yoksa şu sobayı mı öldürsem
Neye yarar kendimi
Daha fazla kandırsam
Ay uyuyunca koşsam
Güneşi uyandırsam…
Ben bu eski köy odasında
Daha ne hisler yaşıyorum
Sabah sıradan bir kulum
Akşam Don Kişotlaşıyorum
Yel değirmenlerini yendim
Şimdi sobayla savaşıyorum
Kayıt Tarihi : 8.8.2019 10:45:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!