Aydın kimdir?
Her okumuş insan aydın mıdır?
Aydın olmak gerçekleri görmezden gelmek midir?
Ya da milletine sırt dönmek aydın olmanın olmazsa olmaz şartı mıdır?
Bu sorulara her kesim kendi görüş açısından cevap verir elbette. Hatta cevabının yüzde yüz doğruluğundan da emindir kendince. Bununla da yetinmez Millete akıl bile verir aydın kimliği ile. Bu aydınlar içinde isimlerinin başında kocaman Prof. Doç. Dr. Gibi unvanlar da vardır. Hani mürekkep yalamış cinsinden.
Ne hikmettir bilinmez her yıl Nisan ayının 24 ünü iple çekerler Millete akıl vermek için. Bazen Millet adına 'özür dileriz' dedikleri de olur. Ama bir türlü esas özür dileyecek kimdir araştırıp sormaz bile. Geçen yıllar da yine böyle aydınlarımızdan bir grup sözde Ermeni Katliamını gündemlerine alarak Prof. Dr. Ahmet İnsel, Prof. Dr. Baskın Oran, Dr. Cengiz Aktar ve Gazeteci Ali Bayramoğlu nun öncülüğünde bir kampanya başlatmışlardı. Başlatılan kampanyanın imza metninde şöyle denilmektedir:
'1915 te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.'
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Halil bey sizi tebrik etmek için şu an kullanabileceğim bir kelime bulamadım. Bu özverili çalışmanız dilerim hak katında makbul olur. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar yalan söyleyeni nobel ile ödüllendirirler. Beşer yalan söylese de tarih söylemez. Hakikatler ortaya çıkacaktır Allah'in izniyle. Saygılarımla.
Değerli kardeşim duyarlı yüreğinizi canı gönülden kutluyorum. ve diyorum ki halt etmişler onlar madem o kadar eminler özür bile dileyebiliyorlar arşivlere bakıp söyleselerya ne söyleyeceklerse, meseleyi tarihçilere bırakabilselerya körü körüne özür dileyeceklerine. Benim adıma özür dilemesinler kardeşim hele milletin adına hiç dilemesinler kardeşim aydınsa aydın bana ne bundan madem aydında neden karanlığın en koyu yerinden bakıyor meseleye ama işlerine öyle geliyor çünkü onu bile basamak olarak kullanacaklar yuh olsun onlara doğu ne ise sonunda ortaya çıkacaktır mutlaka yeter ki hocamın dediği gibi aklımızı kullanalım saygılar sunuyorum kutluyorum şiirinizi ve yüreğinizi selamlar
SOYLARINI BİLMEZ SOYSUZLARA TOKAT GİBİ CEVAP.SAYGIM İLE ÜSTADIM.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta