Ben birkaç kareyim, birkaç kelime, birkaç mısra arasında unutulmuş, hırslarına yenilmiş bir kum masalı, gecelere sığmayan güneş.
Seccadenin üzerine inen yorgun baş korkak duyguların isyanında sükut yüzyıllardır tekke duvarlarında küflenen mumdan muskalarla kurutulanım, deve kuşu yumurtasına tutunan son örümcek, bir heykel gibi donacak silüetim.
Biliyorum bir sigara kadar olmayacak değerim, hiçbir sohbette geçmeyecek adım, kutsayan adamlarım olmayacak mezarımı, kimse ardımdan hayırla anmayacak beni, kursağımda kalacak bütün heveslerim.
Solgun renkler dökeceğim avucuna zamanın, kullanmayacağım karete hareketleriyle öleceğim.
İstanbul bana hep seni hatırlatıyor.
Çünkü onun gözleri de en az seninki kadar yeşil.
Hala, gülümseyen bir lale gibi
bana sürgününü gönderiyorsun
dört yanı çevrili bir kale gibi
Devamını Oku
Çünkü onun gözleri de en az seninki kadar yeşil.
Hala, gülümseyen bir lale gibi
bana sürgününü gönderiyorsun
dört yanı çevrili bir kale gibi




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta