Sessiz akar derin ırmak, köpük bağırır,
Doluluk saklanır hep, boşluk çağırır.
Kendi gölgesini dağ sananlar bilmez,
Güneş batınca bütün suret dağılır.
Saltanat giydirirler çürük omuzlara,
Yük ağır gelir, kemik ses verir dara.
Nice akıl sürgün yedi bir bakıştan,
Nice cahil çıktı mühürle pazara.
Taht kurmuşlar çamurdan yüksek sekiye,
Üstüne de akıl koymuşlar hediye.
Sorarsan herkes âlim, herkes rehber,
Yol bitmiş ama kalabalık geriye.
Söz kıymet bilmez kulağa emanet,
İnci serptim, sanıldı taş, ihanet.
Hakikat terazisi kırık olunca,
Altın hafif gelir, vicdan ziyade net.
Artık susmak da bir çeşit beyandır,
Her suskunluk içimde bir isyandır.
Gördüm ki sivrisinek saz sayılmış,
Davulun sesi ise hâlâ yamandır.
Kayıt Tarihi : 21.1.2026 21:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiirde, gördüğüm kibri, liyakatsizliği ve hakikatin nasıl gürültü içinde kaybolduğunu anlattım. Dolu olanın sustuğu, boş olanın bağırdığı bir zamana tanıklık ediyorum. Makamların ehline değil, sesi çok olana verildiğini; yanlışın alkışla büyüdüğünü gördüm. Sözü anlattım, dinleyen olmadı. Anladım ki bu çağda bazen susmak, konuşmaktan daha ağır bir itirazdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!