1980 yılında Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Demirciler Köyünde dünyaya geldi. İlköğrenimini köyde, ortaokul ve liseyi Erzurum Mecidiye İmam-Hatip Lisesi’nde tamamladı.
1999’da Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Bir yıl sonra öğrenime ara verdi. Lise ikinci sınıftan itibaren hayalini kurmaya başladığı edebiyat fakültesini okumak ve edebiyatçı olmak fikrini gerçekleştirmek için yeniden sınava hazırlandı. Fakat umduğuna nail olamadı. 2001-2002 öğretim yılında öğrenimine kaldığı yerden devam etti. 2004 yılında İlahiyat Fakültesini bitirdi.
Edebiyatçı olma özleminin ve akademisyenliğe heves etmenin bir sonucu olarak 2004 yılında Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk İslam Edebiyatı alanında yüksek lisansa başladı. Görev icabı bir yıl ertelediği yüksek lisans öğrenimini hazırlık sınıfı dâhil üç ay da uzatma alarak 2008 yılı kasım ayında tamamladı.
2004 yılı aralık ayında İmam-Hatiplik ile başlayan mesleki hayatı kurumsal ve coğrafi açıdan bir hayli hareketli oldu. 2006’da öğretmen olmak için İmam-Hatiplik görevinden ayrıldı. Bir iki sebepten ötürü öğretmen olamayınca, 2006 yılı aralık ayında Mustafa Kemal Üniversitesi’nde memur oldu. Askerlik hariç yaklaşık 2 yıl 3 ay süren Hatay’daki ikameti 2009 yılı eylülünde Rize PTT’de memurluğu kazanmasıyla sona erdi. 1 yıl 1 ay kadar süren Rize İkizdere PTT’deki memuriyeti, 01.11.2010’da sona erdi. Aynı gün Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Edebiyatı anabilim dalında 11.10.2010 tarihinde kazandığı araştırma görevliğine başladı ve halen hayalini kurduğu ve nihayetinde idealitenin reel alemde akis bulduğu akademisyenliğe devam etmektedir.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!