Sis Şiiri - Yorumlar

Tevfik Fikret
24 Aralık 1867 - 19 Ağustos 1915
23

ŞİİR


162

TAKİPÇİ

Sis

Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;

Tamamını Oku
  • Ulvi Ziya
    Ulvi Ziya 24.12.2009 - 09:36

    G.D.O 'lu aydınlarda , yanlış fikirler göverir ...
    Böylesi değişiklikler , bâzen tabiattan gelir ...
    Kara bir kan , bozuk bir rûh , sürükler onu gâvura ;
    Ölen mâsumlara acımaz , kâtiline hak verir...
    Öyle bir saçmalar ki , akıl durur , sağ duyu erir ...

    Cevap Yaz
  • Fikret Şahin
    Fikret Şahin 24.12.2009 - 08:14

    yapar yapacağını yapacak
    yapmayan ve seyretmeyi seçenlerere rağmen
    bir tarih çizilir
    bizli veya bizsiz
    çirkef veya eşsiz
    anlatacağı hiç birşey kalmadığı gün kemiklerimizin
    tarih anlatır yorulmaksızın



    Tüm şiir sevenlere sevgi ve saygılar

    Fikret Şahin

    Cevap Yaz
  • Selçuk Bekâr
    Selçuk Bekâr 24.12.2009 - 00:08

    Tevfik İleri niye şiir yazmamış :(

    Tahtadan at, kum ev, arpa'a'a
    Artema hatta: Aç - kap'pa'a'a
    Bir Pa - Pa yup hapı, kap lap'pa'a'a
    Ha paha lahana... Ha'h hasp'pa'a'a!
    __ Kahkahalar __
    Hah ha hah, hah ha hah,hah hah ha'a'a
    Hah ha hah, hah ha hah, hah hah ha'a'a

    Cevap Yaz
  • Aslıhan Bayındır
    Aslıhan Bayındır 14.03.2009 - 12:30

    Tevfik Fikret yerden göğe kadar haklıdır...

    Cevap Yaz
  • Murat Harput
    Murat Harput 25.05.2008 - 12:05

    abhi ben bunu nasıl indirecem cok guzel yapmışsınız helal olsun

    Cevap Yaz
  • Ülkü Tükenmez
    Ülkü Tükenmez 03.02.2008 - 19:34

    Şiirin sadeleştirilmemiş hali çok daha güzel ve çok daha güzel olması gayet normal. Orijinalinin dekoyulması anlamlı olacaktır.

    Cevap Yaz
  • Nihat Malkoç
    Nihat Malkoç 08.01.2005 - 10:16

    Tevfik Fikret,Servet-i Fünûn Topluluğunun başta gelen şairlerinden birisidir.Hatta bu edebî kitlenin yayın organı olan Servet-i Fünûn dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yapmıştır.Şiirlerini “Rübab-ı Şikeste” adlı eserde bir araya getirmiştir.Bu kitapta yer alan şiirlerden birisi de “Bir Lâhza-i Teahhur” dur.Günümüz Türkçe’sine “Bir Anlık Gecikme” şeklinde çevirebiliriz bunu.Peki bu şiirin ne ehemmiyeti vardır? Sözkonusu şiir,İkinci Abdülhamit’e düzenlenen suikast nedeniyle yazılmıştır.
    İkinci Abdülhamit,Osmanlı Devleti’nin çöküş dönemlerinde tahta oturmuş talihsiz bir padişahtır.Onun için pek çok düşmanları olmuştur.İşlerin iyi gittiği zamanda herkes methiyeler düzer.Hele bir de işler kötü gidedursun herkes düşman kesilir bir anda.Abdülhamit de bu kaderi yaşamış iyi niyetli,aşırı müsamahakâr bir insandı.Ermeniler’in en büyük ideali Doğu Anadolu toprakları üzerinde müstakil bir Ermenistan kurmaktı.İkinci Abdülhamit buna şiddetle karşı çıkmıştır.Onun için Ermeniler,Abdülhamit’i en büyük düşman olarak ilân etmişlerdi. Hatta onu öldürmek için büyük bir suikast düzenlemişlerdir.
    21 Temmuz 1905 senesinde icra edilen suikast planı gerçekten tüyler ürperticiydi.Bilindiği gibi Abdülhamit,mütedeyyin bir insandı.Osmanlı padişahlarının tamamı böyledir zaten.Abdülhamit Han, Cuma namazını daha çok Yıldız Camiî’nde kılardı.Ermeniler onun bu özelliğini bildikleri için kendisine Yıldız Camiî’nin önünde şirret bir tuzak kurmuşlardır.Hatta bu işin eksiksiz gerçekleşmesi için dünya çapında ün yapmış Belçikalı terörist Jorris’i de aralarına dahil etmişlerdir.Hazırlanan plan gereğince Abdülhamit’i,Cuma Selâmlığı’ndan çıkarken bomba marifetiyle havaya uçuracaklardı.Hatta pek çok kritik nokta da bombalanacaktı.Her şey saniyesi saniyesine ayarlanmıştı.Yüz kiloluk bir bomba hazırlanmıştı bunun için…Saatli bomba hassas hesaplarla Abdülhamit’in çıkış anına ayarlanmıştı.Ama öldürmeyen Allah öldürmüyor işte.O gün her ne hikmetse Abdülhamit Han,Şeyhülislâm Cemaleddin Efendi’yle ayak üstü bir süre konuşmuş.Bomba şiddetli bir gürültüyle patladığı esnada o, yukarıdaki merdivenlerden yeni iniyordu.Kendisinin burnu bile kanamamıştır.Fakat bu hadisede 26 kişi hayatını kaybetmiş; 58 kişi de yaralanmıştı.
    İkinci Abdülhamit’i,pek çok kişi gibi, zamanın büyük şairlerinden biri olan Tevfik Fikret de sevmezdi.Yukarıda bahsedilen başarısız suikast girişimi üzerine “Bir Lâhza-i Teahhur” adlı,kin ve nefret dolu şiirini yazmıştır.Bu şiirinde Abdülhamit’i yerden yere vurarak suikastçı Ermeniler’i övmüştür:
    “Ey şanlı avcı,dâmını bî-hûde kurmadın!
    Attın…Fakat yazık ki,yazıklar ki vurmadın!
    Dursaydı bir dakikacağız devr-i bî-sükûn
    Yahut o durmasaydı,o iklîl-i ser-nigûn
    Kanlarla bir cinâyete pek benzeyen bu iş
    Bir hayr olurdu,misli asırlarca geçmemiş
    Lâkin tesadüf…Ah o kavîler münâdimi,
    Âcizlerin,zavallıların hasm-ı dâimi,
    Birden yetişti mahva bu tedbîr-i hâriki;
    Söndürdü bir nefeste bu ümmîd-i bâriki.
    Nakşetti bir tehekküm için baht-ı bî-şuûr
    Târih-i zulme bir yeni dibâce-i gurûr
    Kurtuldu; hakkıdır,alacak, şimdi intikam;
    Lâkin unutmasın şunu târih-i sifle-kâm:
    Bir kavmi çiğnemekle bugün eğlenen denî
    Bir lâhza-i teahhura medyûn bu keyfini! ”


    Tevfik Fikret,ömrü boyunca buhran içerisinde yaşamıştır.Gün gelmiş İstanbul’a,gün gelmiş manevî değerlere,gün gelmiş Sultan İkinci Abdülhamit gibi mütedeyyin eşhasa saldırmıştır.İçindeki maneviyat boşluğu,bu yaptıklarını ona şirin göstermiştir.Mensup olduğu devletin padişahına düzenlenen suikaste methiyeler yazan bir insanın ruh dünyasını varın siz düşünün! Ölüm,öyle veya böyle hepimizi gelip bulacaktır.Başkalarının ölümüne sevinilmez.Fakat Tevfik Fikret,şahsına münhasır bir kişi olduğu için,Abdülhamit’e karşı düzenlenen suikaste çok seviniyor.Hatta bunun başarısızlıkla neticelenmesine karşı,asabı bozuluyor.
    Bu pek meşhur Servet-i Fünûn Şairine göre Allah daima güçlüleri koruyormuş! Ermeniler’in Abdülhamit’e karşı düzenledikleri suikastte de böyle olmuş! Bu durum karşısında Fikret,hedef değiştiriyor.Tarih-i Kadim adlı eserinde aşağıladığı Allah’a karşı,bu defa şu ifadelerle boy ölçüşüyor:
    “Lâkin tesâdüf…Ah,o kavîler münâdimi,
    Acizlerin,zavallıların hasm-ı dâimi,
    Birden yetişti mahva bu tedbir-i hâriki
    Söndürdü bir nefeste bu ümmîd-i bârikı
    Yukarıdaki mısralarda günümüz Türkçe’siyle şöyle deniyor:
    “Fakat o rastlantı…Ah,o güçlülerin yardımcısı,
    Güçsüzlerin,zavallıların sürekli düşmanı
    Birden yetişti bu eşsiz önlemi yok etmeye,
    Söndürdü bu parıldayan umudu bir solukta.”
    Bu suikastte onlarca masum insan hayatından olmuştu.İnsanda azıcık merhamet olsa,ölen onca insana acırdı.Onları canlarından eden bir suikaste methiyeler yazmazdı.Büyük Şair(!) bunla da yetinmeyerek olaya muhatap olanları: “Aşağılık bir seyirci topluluğu,kudurmuş,kaba” gibi sıfatlarla tavsif ediyor.Gök boşluğuna bacak,kelle,kan ve kemiğin yükseldiğini söylüyor.Dilerseniz bu mısralara bir göz atalım:
    “Bir darbe…Bir duman…ve bütün bir gürûh-ı sûr,
    Bir ma’şer-i vazî-i temaşa,haşîn,akuur
    Tırnaklarıyla bir yed-i kahrın,didik didik,
    Yükseldi gavr-i cevve bacak,kelle,kan,kemik…”
    Bu ifadeler bana merhum Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri için yazdığı şiiri hatırlattı.Nasıl oluyor da bir Türk şairi,Ermeniler’le ağız birliği ediyor ve onları övmekten çekinmiyor.Oysa Sultan Abdülhamit,vatanperver bir insandı.Hiç kimseye bir kötülüğü dokunmamıştır.Herkese karşı hoşgörülü olduğu için çok eleştiriliyordu.Bunu pasiflik olarak addediyorlardı.Bir sultana mütevazi olmayı yakıştıramıyorlardı.Fikret de bu kervana katılanlardandı.Gerçi o devirde basına zaman zaman sansür de uygulanıyordu.Lâkin hadiseleri değerlendirirken cereyan ettikleri zamanı da göz önünde bulundurmak lâzımdır.O dönemde böyle yapmak gerekiyordu.Zira devlet,bölünme ve parçalanma tehlikesiyle karşı karşıyaydı.Tevfik Fikret tüm bu şartlara rağmen Ermeni suikastını hoş görüyor ve suikastçıları kutluyordu.Onları kurtarıcı bir el olarak görüyordu.Bu hadiseyle toplumun uyanacağını iddia ediyordu.Ona göre Abdülhamit’in ölümü, zorbalığın da sona ermesi mânâsına geliyordu.Bu saldırının o görkemli taçları sarsmasını istiyordu.O gizli eli çok merak ediyordu.Belli ki bilfiil kutlayacaktı onları:
    “Ey darbe-i mübeccele,ey dûd-ı müntakim,
    Kimsin? Nesin? ..Bu savlete sâik,sebep ne? Kim? ..
    Arkanda bin nigâh-ı tecessüs,ve sen nihân,
    Bir dest-i gaybı andırıyorsun,rehâ-feşân.”
    Bu fâni dünyada sonunda Abdülhamit de öldü,Tevfik Fikret de.Çünkü Rabbimizin buyurduğu gibi: “Her nefis,ölümü tadacaktır.”(Enbiya S.35.Ayet) Başkalarının ölümünü istemek caiz değildir.Hepimiz bu kervanın yolcusuyuz.



    M.NİHAT MALKOÇ

    Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni/TRABZON

    e-mektup: [email protected]

    Cevap Yaz
  • Suleyman Savas
    Suleyman Savas 21.09.2004 - 14:27

    Tevfik FİKRET'İN
    HEMŞİRE adlı şiirini bilen varmı??
    ULAŞABİLİRMİYİM???

    teşekkürler

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 38 tane yorum bulunmakta