Gözlerinde bir nihânî hazîne gizli Nihal,
Yüzünde ilâhî bir sır, esrâr-ı ezel var.
Her bakışın, bir âşığın kalbine düşen nâr,
Bir lâhza-i cemâlinle bin yıllık sefer biter.
Tel tel sazımın teli, dilim dilim özüm erir,
Seni söyler tellerim, seni döker özümdeki zar.
Bu ses, nefesimdeki ney, ruhumda vuslat nâmıdır;
Her titreyişimde, senin nâmına yanar, tutuşurum.
Dağlar senin için susar, yıldızlar senin için parlar,
Geceler, siyah saçlarına çalınmış bir tılsım.
Ay, alnına düşmüş bir nişân, güneş seninle doğar;
Kâinat, senin zikrinle döner, durulur, kanar.
Mistik bir aşkın ateşi, tenimde gezinen rüzgâr,
Sen, tenimde ilâhî bir nağme, canımda sırlı bir bahar.
Dudakların, şarâb-ı ilâhîden bir katre damlar,
İçtikçe yanarım, yandıkça kanarım, Nihal.
Seninle her nefes, bir zikr-i hafî, bir gizli ibadet;
Vücudum bir semâh olur, ruhum döner, pervâne olur.
Sırrın, varlığımın çölünde bir vâha, bir yeşillik;
Aşkın, kum tanelerinde gizli inciler dizer.
Bu aşk, ne beşerî ne ulvî, ikisi arası bir ateş;
Dilimde zarif bir şiddet, gözlerinde tutkulu bir letâfet.
Sana erişmek, bir ebedî yolculuk, sonsuz bir sefer;
Her adımda biraz daha yok olur, biraz daha var olurum.
Nihal! İsmin, ruhumda okunan bir duâ, bir münâcât;
Sen, mânâ denizinde yüzen bir gemi, ben, deryâda bir damla.
Bu şiir, sana ulaşmak için feryat eden bir ney sesi;
Âşık-ı bîçâre, bu dünyada seninle ahireti yaşar.
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 20:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!