Bedia’nın ulakçısı Şirinkam.,
Canı beyaz buğday ekmeğine sıçrarken, yüreği; “Serçelerden kalan kırıntılardan besleniyorum ben.,” diyor.,
Bakar mısın; “Dirilerin barınmadığı döşümde” öteki dünya erbabı rahleye kurulmuş, “ve mahyaye ve memati.,” okuyor!
Siz sözün bir yerinde göğe doğrulup sahibine seslenen serçeleri cezbe halinde gördünüz mü? Pür telaş gırtlaklarına serinlik yetiştirmeye çalışan haranın köleleri gibi onlar. Bu simetrik koşturmaca nın en makbul yerinde başka bir söz işitirsiniz; “bütün testiler kırık hocam! “ Ve bir başka gözün yorumu ise; “.., sızıyor dağların arasına., “ Olur., Sahne, kaderi kuran tarafından kurulmuş, edebi bir gayretkeşlik var, tabiatın faraza sathında ki, elleri kınalı kumrular sevgi serpintilerinin zayii olmaması için terennüm ediyorlar, hep bir ağızdan.
Ne sızıyor sahi, dağların arasına?
Bir de kahrolası gururum.
Kelepir bir hayatla, ucube bir dünya arasında
Gidip gelen eski bir taka misali yaşarım, yaşamaksa
Zaten karanlık geceler misâli bahtım




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta