Sırça Köşk
Sırça köşk bir evim vardı;
Yumru kadar küçücük idi.
Senin varlığınla çoğalan,
Senin varlığınla can bulan,
Ve senin varlığınla atan!..
Her bir odasında,
Çocuk sesleri yankılanan,
Mutlu, umutlu, huzurlu,
Sıcak, sımsıcak yaşayan
Seven, kahkaha sesleri
Öte sokakta dahi duyulan...
Pembe panjurlu evimizin,
Duvarların'da salkım söğüt
Rengârenk çiçekler açan,
Gökkuşağı renklerine sarılı,
Kucak dolusu düşleri,
Duvardan duvara kitapları olan
Aydınlık yarınlara koşan,
Elele, göz göze, diz dize sevişen...
Türküler, şiirler bezeyen...
Ansızın,
Can evimin orta yerine düştü,
Bir ayrılık rüzgarı...
Ahh o...
O soğuk ayrılığı getiren,
Kara gün...!
Karanlığına düştüğüm,
Yokluğuna öldüğüm, öldüğüm gün...
Ah dilim varmıyor,
Dilim varmıyor affet, afet sevgilim...
Şimdi ben, şimdi ben;
kedi sesimi bile duymuyorum.
Gidişine sustu tüm dünya!
İçimdeki çocuk sesleri,
Göğün göğsünde uçan kuş sesleri,
Deniz üstündeki martı sesleri
Ve adını haykıran dilim sustu!
Işıldayan gözlerim yaşlı,
Gençliğim yokluğuna,
Bir Ömür boyu yaslı...
Mum alevi gibi söndü,
İçimdeki mutluluğun rengi.
Hiç mi denk düşmez,
İnsanın insana dengi?
Sırça köşk bir evim vardı;
Yumru kadar küçücük idi.
Senin yokluğunda susan,
Senin yokluğunda can veren,
Ve senin yokluğunda duran!..
18 Ocak 2026
Derya AvşarKayıt Tarihi : 18.1.2026 15:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!