...
Yarı açık bir pencere kanadından
sözler
uçuştu havaya
akşamdan geriye kalan/son kırgınlık
geceye selam duran/zoraki
bir merhaba
nilüfer çiçeklerinin kokusu
hecesiz artık
kurudu çamlıkta bir ağaç daha
gökyüzünü kaplayan eski bir oyun sahnelenecek birazdan
seyirciler arasında kimler var/
kimler...
Hayrın ve şerrin beşeri ağırlığını
taşıyor tabureler
uçuk kaçık senaryoların esaretinden
usandı
tabirci pireler
hece hece böcekler ezildi
ayaklar altında/
rap rap
seslerine uydu misali sözler/karınca gibi
demlenmenin sonuydu
uçsuz bucaksız
efkarlıkta
üzümü okşayan yorgun argın/ellerde/şerbetlerde gözü kaldı/
memleketin/
şiraz-dan
merciler arasında uçurum var/
uçurumlar...
Ekâbir büyüsüne yenik
düştü
kapısız hanlar
yanardağlar püskürdü/volkanik dağlar/
eğdi başını/sahipsiz/
bir sürgünde
insanın ve isyanın karanfil kokulu
uykulardan
uyanacağı günlere
daha var
hele bir vakti gelsin
vakitsiz düşlerin renginde/ahenginde
uyanır yürekte
şahı
coşar da coşar...
Bülent Öntaş, 31/08/2025
Bülent ÖntaşKayıt Tarihi : 29.11.2025 02:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!