Şimel'e
Avuçlarımda ki çiğtanesidir, ağlayan
Saçlarımın arasında ki çam ağaçlarıdır, kokan
Kirpiklerimde ki rüzgarlardır, savuran düşleri
Savuran, gözlerden ellere düşüren
Bunlar ki kanayandır gömütlerde
Kanayan, kaynayan ve eriyen
Giden ve asla geri gelmeyen...
Kırmızı kurdelalarla bağlamıştım düşleri
Şimdiyse gitmeleri için yine, kırmızı
güzel olan düşleri, uğurlamak için
kırmızı halılar seriyorum.
Kırmızı, kandan, kaygan zeminler
Kuleleri yıkmak için ele alınan çekiçler
fakat yıkamadan, parçalanan çekiçler.
Etim ve tırnağımın arasına sıkışan,
can çekişen insanlar...
Ütopyalar gibi çoğalan umutlar,
toprağa gömülü kırmızı kandan sevdalar,
pasta tabaklarına konulup
pandoraya sunuldular.
Pandora aldı umudu. Sonsuz karanlıklarıyla,
Ürkünç çığlıklarıyla boğdu.
Umuda kara çaldı, sonra
düşlerimi bağladığım kırmızı kurdelalarla
zincire vurdu, onlar korktu ve sustu
kararan gözyaşlarıyla.
Kurumuş ve kararmış gözyaşı toprakları kaldı,
suysve sevdaya hasret.
Umut kara kutudaki ak ışığı bekler
Umut sevdasını çektiğini bekler
(Sevdası yarım kalan kıza-
Semra UzunkaleKayıt Tarihi : 18.10.2001 14:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




'hoş geldin ölüm, buyur otur
saklımız kalmadı dök eteklerinden taşları'
diye söylese avaz avaz...
Söyletmediler...
TÜM YORUMLAR (1)