Şimdi gidiyorum ama
yeminimi yazsın arşın kâtipleri,
bir gün batımında geleceğim sana…
bu zalim dünyanın çatısına kazınmış
bir ihtilal sonrası geleceğim…
Yusuf’un döndüğü gibi döneceğim, ant olsun.
Saçlarına hasretimi yaka yaka gideceğim
ve bir gün batımı
saçlarını tararken döneceğim sana...
kaydetsin arşın kâtipleri...
Züleyha gibi bekle onurunla...
bir şair, sevgilisinin gül yüzüne şiir yazarken geleceğim sana...
Münker ve Nekir’le görüşüp
hemen döneceğim sana,
ve meleklerden selam getireceğim.
“Selâmün kavlen min Rabbin Rahîm” diyecekler kulağıma,
o selamı bırakacağım kalbinin eşiğine.
Zekeriyya’nın dualarından doğacağım sana,
İsa’nın ilk nefesinden sesleneceğim.
Bir mucizeye inanır gibi bak yüzüme,
çünkü ben imkânsızlıklardan geleceğim sana.
Yolum uzun,
ama bil ki her zorlukta bir kolaylık saklı:
Fe inne me’al usri yusrâ,
inne me’al usri yusrâ.
Daraldığım her an
adını genişlik niyetine anacağım.
alemi ervahtan
alemi berzahtan
bir inşirah sonrasından,
bir eyvahın göçünden koşup geleceğim sana...
Ve ben yürüdükçe
aşk secdeye varacak.
Ayak izlerim kalacak mescit eşiklerinde
unutma hep senin için yalvaracağım Rabbe...
duası miraca yükselen avuçlardan
kısık sesli bir dervişin hüznünden
yükseleceğim arş'a
ferş'e yine ineceğim kokun uğruna...
bir deste gül bırakacağım
yastığının üzerine...
Gecenin en koyu yerinden geçeceğim,
çünkü öğrendim:
İnnallâhe meassâbirîn.
Sabırla yan yana yürüyen
hiç kimse kaybetmeyecek.
senin için sabredeceğim bu dünya zindanına...
Gömleğim Yusuf’un kuyusundan çıkma bir bez parçası,
üstümde hasretinin kokusuyla döneceğim sana...
Yalanlarla lekelemiş,
bir müfterinin dişlerini kıra kıra
bekleyişle eskiyerekte olsa;
Yusufun tabirinden
Bir rüya gibi geleceğim sana,
Karanlığı yutkunarak geçtim,
geceleri adınla böldüm.
Her düşüşümde bir ayet tuttum ellerimde
Lâ taknetû min rahmetillâh.
Ümidimi sana benzeterek döneceğim...
Beni sorarlarsa
öldü de...
Bir ihtilal sonrası geleceğim sana,
bayraklar yırtılmış,
sözler eskimişken.
Yeni bir dil kuracağım saçlarında,
kanunları kalbinden ödünç alacağım.
Sana dokunmadan önce
korkularımdan arınacağım.
Çünkü bilirim:
İnsana ruh üflenmişse
yarım kalması mümkün değildir.
Ruhumu tamamlamaya geleceğim sana.
Zekeriyya’nın yaşlı sessizliğinden
bir yakarış taşıyorum.
ruhunu alıp gidiyorum
ama avucumda bir tel saçınla döneceğim sana...
eşiğin, taşın, gölgen şahidim olsun.
Yaralarımı sara sara geçtiğim
sensiz alemlerin yollarını anlatacağım sana...
Adem’in ilk yalnızlığından
bir parça bırakacağım ellerine,
Havva’nın duası kadar eski
bir merhametle bakacağım yüzüne.
ateş aşk ile yananlara değmez Leylim
ibrahimin ateşinden bir serinlikle döneceğim sana...
Eğer bir gün
beni çok uzaklarda sanırsan,
bil ki ben
yanağındaki o minik bende bırakacağım ruhumun yarısını
Ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verîd.
Bir damar mesafesindeyim sana.
yazsın arşın katipleri
yüzüne düşmüş bir damla gibi
bir yağmurla geleceğim,
Bir gün batımında döneceğim sana
Çünkü sevdi.
Çünkü söz verdi dersin.
Çünkü ant içti.
çünkü toprağı öptü dersin..
çünkü kirpiğimden doğdu
çünkü bir buğday başağının üzerinde ışıl ışıl duran bir damla ile ıslandı dersin...
Son kez yazsın arşın kâtipleri:
güneş ufuktan kaybolmadan geleceğim sana...
Kayıt Tarihi : 10.1.2026 16:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




çok çok teşekkür ederim... Kalemin hüznü....
TÜM YORUMLAR (2)