O bir geri dönüş vaadidir, bir telafi ihtimali. Kendi varlığını, başkalarının hatalarına borçlu olan melankolik bir araç. Onun gücü, yarattığı boşlukta değil; o boşluğa geri getirdiği saf, lekesiz imkândadır. Silgi, bitmiş bir cümlenin, yanlış bir kararın, pişmanlığın fiziki bir tezahürüdür.
Her sürtünme, hem bir kurtuluş hem de bir yok etme eylemidir. Kendini tüketerek, başkasının geçmişini temizler. Bu asil ve yavaş yavaş eriyen fedakârlık, onun sürekli kirlenmesine neden olur. Biriktirdiği kir, sildiği hataların toplu günahıdır. O, asla tamamen temiz olamayacak, daima başkasının tortusunu taşıyacak bir nesnedir.
Geriye kalan incecik kalıntı, artık kağıdın değil, belleğin üzerinde kalması gereken bir tozdur. Silgi, geçmişin tamamen yok olmadığını, sadece farklı bir biçimde dağıldığını kanıtlar. O, mükemmel bir başlangıç arayışının son çaresidir. Bir nesne değil; her seferinde daha küçük ve daha kirli hale gelen, umut kavramının kendisidir.
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta