İnciden endamım var,sürer şair izimi
Dünyada düş güzeli bir gözleri elayım
Rüyalar anlatamaz ergûvanî yüzümü
Neyler tabib ezelden yar başına belayım
Ey anlamların yüreği, ey şiir-i cevher
Sen kıtaların kalbinde süzülen mücevher
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




ben şairle tanışıyorum ve şiirin onun hayatını nasıl yansıttığını anlatamam.gerçekten dizeleri onun ruh halini anlatıyor.zaten şiirler şairlerinden izler taşır.
Selamlar
Evvelen yinede şiirinizin mansiyon kazanmasını tebrik ederim.
Saniyen üzücü bulduğum mansiyon kazananlar içinde her biri çok enfes şiirler olduğu halde, bir tekinizin bile 1., 2., 3.' lüğe layık görülmemesi...
Bir tarihi va'ka anlatılır, meşhur Osmanlı Saray pehlivanı kel Aliço kırk yıl başpehlivan olarak kalmasının en önemli sebebi, kabiliyet gördüğü genç pehlivanları eze eze nerdeyse sakat bırakacak derecede yener ve onların daha baştan şevkini kıararak karşısına çıkmalarını engellermiş... ben Jürüde böyle bir hal müşahade ettim. Birisi bir zaman ” Yağmur “oldu yağdı, şimdilerde gürlemelerle idare ediyor, diğeride İki darbe arasında divan-u hümayun kurmuş kimseleri beğenmiyor vesselam.
Jürinin bu fildişi kulesinden bakar tavrına cevap olarak bu mansiyon ödül törenine katılmamak en doğru cevap olur kanaatindeyim. (Ödülleride kendilerine iade etmek...) (Sayın belediye başkanı para vermek mi istemedi acaba en dandik pop şarkıcılarına parası yetiyor ama) Bu durumu Ayyıldız Fm Radyomdada ifade ediyorum dineyicilerimi bilgilendiriyorum...
Z. Güngör Uslu (Aşık Uslu)
Ayyıldız Fm & www.ayyildizfm.com
Gen.Yay.Yön Samsun
0542. 423 00 56
0362. 233 91 25
Not. Bede yarışmaya “istanbul can şehir” ve é kanlıca Hasreti “ şiirlerimle katılmıştım...
Şiirin ahengi çok güzel. Ama daha muhtasar olabilirdi. Uzun şiir cesaret işiymiş. Tebrikler.
Şiirdeki neredeyse bütün dörtlük ve ikilikler gerçekten harika. Fakat aynı şeyi bazı dörtlük ve ikilikler için söyleyemeyiz. Üzerinde çalışılması gereken mısra ve dörtlükler olduğunu düşünüyorum. Ama bütünüyle değerlendirildiğinde güzel bir eser diyebilirim. Şairimizi kutlarım.
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta