Şiirin Öfkesi
Şiir üzerine öyle çok yazıldı çizildi ki; bir şeyler yazmak için ne zaman otursam, bu konuyla ilgili yazmak hevesim korkaklığıma yenik düşüyor.Ancak bugün kızdım.Şiirin gereksiz yerlerde gereksiz kişilerce sağının solunun çekiştirilerek, dedikodusunun yapılarak, aşağılanarak, hak etmediği alkışı alarak, zorla var ya da yok edilmesine kızdım.Bu durum şiiri incitir; küstürür.Çünkü şiir,iyi niyetin öfkesidir.
Dergilerde yapılan eleştirilerin şekli, samimiyetsizliği; sanal edebiyat sitelerindeki şiirlerin altına eklenen yorumlar; bu yorumların cevapları kızdırıyor beni. Öncelikle sanatla ilgilenen kişinin incelikli olması gerektiğine inanırım; kötü insandan iyi şair olmaz.Hele de şiir bu kadar hayal kırıklıklarından, karşılıksız sevgilerden, kırılmaktan, incinmekten.anlaşılamamaktan ve hüzünden söz ederken. Siz oturup bunlar üzerine şiir yazacaksınız, sonra ilk fırsatta size yapılanı başkasına yapacaksınız. Ve biz de bu şiirin samimiyetine inanıp alkış tutacağız; ki maalesef tutuyoruz.İşte buna kızdım. Başkalarını inciten, kıran-döken, eleştiriyi hakaret sayan, emeğe saygısı olmayan bu insanlar, saydığım nedenlerden dolayı incinip, kırılıp, hüzne bulaşıp öfkelerini kağıda kusuyorlar.Bu şiir değildir.Bu şiirin eleştirisi de değildir. Şiir yaşamın kendisidir ve sahibine benzer.Yazılanlar yaşamına ve yakasına yapışmamışsa kişinin, bu bir yaratı değil, ben merkezci bir iç döküştür.bu yüzden bu yazıyı benim gibi düşünenlerden çok düşünmeyenler için yazıyorum.
Sanat bir algılama biçimidir.Doğayı herkesin algıladığı ve tanımladığı renklerden farklı renklere boyamaktır.Sanatçı da yaratan kişi değildir yalnızca.Algısı farklılık, estetik, özgünlük, hassasiyet içeren kişidir sanatçı.Sanat, yaratıyı oluşturan bireyin algılama şeklini ifade etme biçimidir.”Bir şey üretmemiş kişi sanatçı değildir” diye bir yargılama yapılamaz o kişinin algılarını hayata geçirişine tanık olmadıkça.Dolayısıyla” bir şey üretmiş her kişi sanatçıdır” demek de doğru değildir.Bu bir kimliktir.Şiirle tanışıklığı olmayan ama algıları gelişmiş bir bireyin şiir yazamazlığını ya da yazabilirliğini yargılamak mümkün müdür; değildir; olmamalıdır.ta ki o kişi şiirle tanışana kadar.Bu yüzden sanatın hayata geçtiği yer, yine bireyin içindeki önüne geçilmez doğurma arzusudur.Yetenek kişinin algı açıklığıyla doğru orantılıdır.Yetenek, alanında doğru birikime oturduğunda ortaya çıkan şey sanattır. Sanat; doğanın, insanın durumlarından ve renklerinden çıkan gerçekliğin, buğulu ve estetik dışa vurumudur.Bir zorunluluktur sanatın sadece kendisi için varolması.Bu yüzden sanat sanat içindir. Sanat sahip olduklarıyla insana uzanır.Bu yüzden sanat insan içindir.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




kalemiz dert görmesin.....
harika bir tespit.
şiir ruh halidir...
şiir aynadır...
şiir yol gösteren bir yıldızdır....
şiir sevgidir, korkudur, özlemdir
şiir aktığında güzeldir
selam ve saygılarımlaa
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta