Şiir yaralı bir yürektir, yazanın diliyle ağlar, gönlüyle nağmelenir, göz yaşlarıyla süzülerek sevdiğine gider. Sevenin sevdiğine itham ettiği bir türküdür şiir, sevgi burada dillenir sözcüklerin gizemiyle …
Burada cereyan eder aşk, burada heyecanlanır aşkın türlü türlü acıları, burada dindirmeye ҫalışır şair acılarını, burada dizelerle tükürür isyan tükürüğünü! Her dilde aynı hikaye, ama başka bir izahtır, bedenden ruha, ruhtan sevdiğinin bedenine ve ruhuna ulaşan! Acıların toplamından doruğa ulaşan, mezer taşlarına yazılan!
Ҫaresi bulunmayan ölüm ayrılığına isyanla ҫaresiz bir ҫare arayan! Burada konuşur insan kendisiyle, burada yaslanır ruh ve benden bir ağacın gövdesine, bir kayaya, bir dağ yamacına ve acısını haykırır iҫinden gelen tüm gür sesiyle insanlığın acılı ovasına …
Burada eli bağlanır insanın, yüreği ve gözleri sulanır, beyni bulanır, beden aşkın sevgisiyle donar – buz keser ve ruh acının dizeleriyle bütünleşir. Şiir konuşur yürek susar, beden ağlar, burada yüzleşir şair kendisiyle … Burada artar korkuları … yine burada yener korkularını, burada atar havlusunu havlayan hayata ve restini burada ҫeker bir dizeyle! Hasretlikle yanan gönül, hiҫ bir tesellinin teziyle sınavını kazanamaz!
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta