..................................Şair-Şiir-Aşk..
Böyle bir konuda fikir beyan etmeyi hiç ama hiç düşünmemiştim.Hele de aklımızın dibi kalmışken. Ama Antolojide çok saygı duyduğum kardeşlerimden bir kaçının ısrarı beni buna biraz da mecbur kıldı.
Genç yaşlarımızda bu tip fikirler tartışma haline, daha sonra münakaşa şekline dönüşür ve hatta birtakım dargınlıklara ve kırgınlıklara bile sebebiyet verirdi..
Benim fikirlerime zıt da olsa fikir çeşitliliğini severim. Gönül kırmaktan sa susmayı tercih ederim.
Şimdi bütün kardeşlerimden istirhamım şudur.
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




saygıdeğer üstadım şiir şair aşk konulu yazınızı pek beğendim aşk olmadan duygusuzca yazılan şiirler birer ruhsuz beden gibi sırıtır.Tamamen size katılıyorum gerçek aşksa ilahi olandır elbette bazıları bu aşkı inkar etse de ilahi aşk bir çok şairin şiirlerine konu olmuştur fuzuli gibi mevlana gibi yunus gibi yürekten kutluyorum şiir hakkında konuşsak ciltler dolar ama en azından bir ön söz vermişsiniz makalenizde teşekkürler paylaşımınız için selam ve saygılarımla
Pek değerli Sayın Hocam
Sizin bu yazınızı beğenerek ve hak vererek okudum
Tabi ki burada anlatılanlar doğru bakış ve doğru yorumdur
Fakat ben aşk kelimesi ile İlahinin bir arada kullanılamasının inssnların kafasında doğurduğu çarpıklıktan dolayı ilahi aşk tamlamasını doğru bulmuyorum
Gerçi tasavvufçular bunu aşkı nefsani ve aşkı hakiki diye ayırmış olslara dahi
ben naçizane bu gibi konularda Ne şairlere ne tasavvufçulara ne de başka aşk ehline danışmaktan imtina etmek yanlısıyım
Bu manada Aşk konusu Kuranı kerimde Hz yusuf kıssasında anlatılmıştır
ve aşkın tarifini bu kıssadan alırsak Aşkı ilahi diye bir şey ortaya çıkamz
keza Peygamberimizn hiç bir Hadisinde de İlahi aşk adı altında bir ifadeye rastlamak mümkün değildir
sizin anlattıklanız doğrudur
fakat buna başka bir isim vermek gerktiğini düşünüyorum
Aşk ile ilahi kelimesi yanyana anıldığundan dolayı aşk kutsallaştırılmış
ilahlaştırılmış ve bu günkü durum meydan gelmiştir diye teşhis etmeğe çalışıyorum
şiir konusunda benim de bir yazım var onu da okursanız aynı görüşte olduğumuzu siz de göreceksiniz
selamlar hürmetler /şiir ne demek 7inci sayfa 186 da
http://www.antoloji.com/siir-ne-demek-2-siiri/
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta