Şiir gibi kızsın derdin ya bana büyüdüm artık
O küçük kız yok.. hayat büyüttü beni
Yaşlandım ama gülüşlerim yaşlanmadı
Severdin gülüşlerimi
İstanbul’a sor ne kadar aradım seni
Boğaz bekledi hep seni
Yıllardır neredeydin
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




BENCE COK HARIKA OLMÜŞ,SN PERINUR HANIM,ALIMOGLU HOCAMIZIN HARIKA ŞİİRLERINDEN ESINLENEREK HARIKA MISRALAR ORTAYA KOYMUŞŞUNUZ,TABI BUNDAKI MUHABBETİ UNUTMAMAK LAZIM,BIRBIIRMZI GÖRMUYORUM AMA BIR BAG VAR BIR KÖPRÜ VAR VE BIZ ONAN KALPTEN KALBE YOL VAR HALILA! DIYORUZ HISSEDEN VE HISSETTIREN BÜTÜN YÜREKLERE VE BU ŞİİRİN SAHIBINE YÜREKTEN SELAM...
many and many a years ago
an a kıngdom bay the sea
edgar allen poe
ing bilmediğim için yanlış yazmış olabilirim
türkçeye güzel bir çeviri yapılmış
senelerce senelerce evveldi diye
yukarıda oradan esinlenerek
karşılıklı birbirini bilmeyen tanımayan insanların birbirlerine buket sunmalarını görüyoruz
şu yapılabilirdi
esin kaynağı koyulur
ancak belirtilir yazarı
Melih Cevdet anday diye
sonra
özgün çalışmalar devam eder
ne şairin ne çevirmenin adı geçmeden
... hoş olmamış
bir edebi eserde
bir ana fikir olur
yani mesaj
burada mesaj ne
daha özgün
yıllar sonra bile okunacak
ezberlenebilecek ürünler vaktidir
Gittim ama gözlerimi bıraktım İstanbul’da
Hatıralar ateş gibi yaktı da alev alev
Bak geldim sana geri
Üzerimde beğendiğin pembe elbise
Hani yakası ince çiçekli
Dudaklarımı koymuştum dudaklarına
Ben yokken sevmişti her yerini
Şiir gibi kız büyüdü “Şiirden Kadın” oldu Sevdiğim, özler seni
İSTANBUL NİCE SEVDALARI YUTTU İÇİME İŞLEDİ ŞİİR YÜREĞİNİ TAM PUANLA KUTLARIM
Her iki şiiri de okuyunca şiirlerin ne kadar güzel örtüştüğü görülüyor.her iki Şairimizide canı yürekten kutluyorum.şiirler şiirlerle can bulup yeni şiirlere vesile oluyor.Kutluyorum.selam ve saygılarımla.
o yüreğiniz her zaman şiirlerle dolu olsun efendim çok güzel olmuş.
yorum yok yine....
bayıldım yürek akıntısına....
görsellik ve yürek harmanlanmış...
saygılar ve selamlarımla kutluyorum...
Perinur hanım, farklı bir tarzınız var. Şiirlerinizi severek okuyorum, öyle garip bir his ki; ben okuyup indikçe bir önceki dizeler çiçek açıp ardım sıra yürüyor sanki...
Kutlamaktan başka ne denirki Alimoğlu üstadı ve seni dostum.Yüreğinizden sevgi eksilmesin.Sevgiler
şiir gibi bir kız'dan şiirden bir kadın'a geçişin güzel ve çok anlamlı ama bir o kadar hüzünlü öyküsü. Çok güzeldi. Kutluyorum sn. Perinur Olgun...
Bir katre hüzün bir katre şiir kaybolup giden yılların ardından keyifle ve hüzünle okudum, can-ı gönülden tebrikler, saygılar.
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta