Şiir gibi kızsın derdin ya bana büyüdüm artık
O küçük kız yok.. hayat büyüttü beni
Yaşlandım ama gülüşlerim yaşlanmadı
Severdin gülüşlerimi
İstanbul’a sor ne kadar aradım seni
Boğaz bekledi hep seni
Yıllardır neredeydin
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




BENCE COK HARIKA OLMÜŞ,SN PERINUR HANIM,ALIMOGLU HOCAMIZIN HARIKA ŞİİRLERINDEN ESINLENEREK HARIKA MISRALAR ORTAYA KOYMUŞŞUNUZ,TABI BUNDAKI MUHABBETİ UNUTMAMAK LAZIM,BIRBIIRMZI GÖRMUYORUM AMA BIR BAG VAR BIR KÖPRÜ VAR VE BIZ ONAN KALPTEN KALBE YOL VAR HALILA! DIYORUZ HISSEDEN VE HISSETTIREN BÜTÜN YÜREKLERE VE BU ŞİİRİN SAHIBINE YÜREKTEN SELAM...
many and many a years ago
an a kıngdom bay the sea
edgar allen poe
ing bilmediğim için yanlış yazmış olabilirim
türkçeye güzel bir çeviri yapılmış
senelerce senelerce evveldi diye
yukarıda oradan esinlenerek
karşılıklı birbirini bilmeyen tanımayan insanların birbirlerine buket sunmalarını görüyoruz
şu yapılabilirdi
esin kaynağı koyulur
ancak belirtilir yazarı
Melih Cevdet anday diye
sonra
özgün çalışmalar devam eder
ne şairin ne çevirmenin adı geçmeden
... hoş olmamış
bir edebi eserde
bir ana fikir olur
yani mesaj
burada mesaj ne
daha özgün
yıllar sonra bile okunacak
ezberlenebilecek ürünler vaktidir
Gittim ama gözlerimi bıraktım İstanbul’da
Hatıralar ateş gibi yaktı da alev alev
Bak geldim sana geri
Üzerimde beğendiğin pembe elbise
Hani yakası ince çiçekli
Dudaklarımı koymuştum dudaklarına
Ben yokken sevmişti her yerini
Şiir gibi kız büyüdü “Şiirden Kadın” oldu Sevdiğim, özler seni
İSTANBUL NİCE SEVDALARI YUTTU İÇİME İŞLEDİ ŞİİR YÜREĞİNİ TAM PUANLA KUTLARIM
Her iki şiiri de okuyunca şiirlerin ne kadar güzel örtüştüğü görülüyor.her iki Şairimizide canı yürekten kutluyorum.şiirler şiirlerle can bulup yeni şiirlere vesile oluyor.Kutluyorum.selam ve saygılarımla.
o yüreğiniz her zaman şiirlerle dolu olsun efendim çok güzel olmuş.
yorum yok yine....
bayıldım yürek akıntısına....
görsellik ve yürek harmanlanmış...
saygılar ve selamlarımla kutluyorum...
Perinur hanım, farklı bir tarzınız var. Şiirlerinizi severek okuyorum, öyle garip bir his ki; ben okuyup indikçe bir önceki dizeler çiçek açıp ardım sıra yürüyor sanki...
Kutlamaktan başka ne denirki Alimoğlu üstadı ve seni dostum.Yüreğinizden sevgi eksilmesin.Sevgiler
şiir gibi bir kız'dan şiirden bir kadın'a geçişin güzel ve çok anlamlı ama bir o kadar hüzünlü öyküsü. Çok güzeldi. Kutluyorum sn. Perinur Olgun...
Bir katre hüzün bir katre şiir kaybolup giden yılların ardından keyifle ve hüzünle okudum, can-ı gönülden tebrikler, saygılar.
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta