Çatıdan akan sıcak ışığın etkisiyle ağırlaşan gözlerini, ensesinde hissettiği geçim derdi kaldırıyordu.
Ticarethaneye girenler memnun ayrılırken, onun aklında akşam yazacağı bir kaç satır cümle kurcalıyor, elleri heyecanla ritim tutuyordu. Kalbi ile aklı tenakuz halindeydi. Bir tarafı bırak bir tarafı yazma diyordu ona. Birbirilerine üstünlük kurmaya çalışırken içinde ki bu iki farklı yaşam biçimi. Kerahat vakti sirayet ediyordu terden tuzlanmış göz kapaklarına. Alnını silip oturdu gölgeye uzanmış iskemleye. Bu kez uyku hatırına yaktı zehir zemberek tütün sarmasını. Açılan uykusu, kapanan ciğerlerini karartırken bitirdi son nefesini. Zaten burnu büyüktü, değmezdi yeni nefes almaya ruhu.
İstanbul bana hep seni hatırlatıyor.
Çünkü onun gözleri de en az seninki kadar yeşil.
Hala, gülümseyen bir lale gibi
bana sürgününü gönderiyorsun
dört yanı çevrili bir kale gibi
Devamını Oku
Çünkü onun gözleri de en az seninki kadar yeşil.
Hala, gülümseyen bir lale gibi
bana sürgününü gönderiyorsun
dört yanı çevrili bir kale gibi




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta