Çatıdan akan sıcak ışığın etkisiyle ağırlaşan gözlerini, ensesinde hissettiği geçim derdi kaldırıyordu.
Ticarethaneye girenler memnun ayrılırken, onun aklında akşam yazacağı bir kaç satır cümle kurcalıyor, elleri heyecanla ritim tutuyordu. Kalbi ile aklı tenakuz halindeydi. Bir tarafı bırak bir tarafı yazma diyordu ona. Birbirilerine üstünlük kurmaya çalışırken içinde ki bu iki farklı yaşam biçimi. Kerahat vakti sirayet ediyordu terden tuzlanmış göz kapaklarına. Alnını silip oturdu gölgeye uzanmış iskemleye. Bu kez uyku hatırına yaktı zehir zemberek tütün sarmasını. Açılan uykusu, kapanan ciğerlerini karartırken bitirdi son nefesini. Zaten burnu büyüktü, değmezdi yeni nefes almaya ruhu.
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta