Et kemikten insânız
Ahmet Mehmet ihsânız
Gönüllerde lîsanız
Şanımız söyler bizi.
Bilenler bilir bizi
Mutlu mesûd olamadım yuvamda
Derdim aynı acı aynı kıvamda
Hata kusur aranırken davamda
Bari benden taraf söylesen dilim.
Şu derdi bir türlü atlatamadım
Kırk yıllık hatıra bir sâde alıp
Gelmişten geçmişe sohbete dalıp
Ondan bundan şundan musâde alıp
Kalayım istedim bırakmadılar,
Çulu sordular bu nedir üstünde
Söyleyin bu dünyâ kimlere kalmış,
En fazla yaşayan yerde yatandır.
Boş eli ölünce dışarda kalmış,
Dünyâyı reddeden hangi Sultândır?
Dedim ki bu ne dert dayanan cân'dır,
Zâhirî niyetler sözde saklıdır
Subûtî olanlar özde saklıdır
Yangının vahşeti közde saklıdır
Sevdâ ile yananlara işlemez.
Mahâret kıllardan yorgân dokumak
Garip bir toplantı kadın erkekli
Kimi süslü püslü bir tekerlekli
Sıfatsız sûratsız değişmiş şekli
Diyor inadına soyunacaksın.
Biri dazeteci birisi adam!
Menfaat uğruna çekmiş okunu
Hedefe kilitli yayını sorar
Kurda teslim etmiş kara koyunu
Kurt ile kuzunun toyunu sorar
Kimisini oturtmuşlar tahtına
İş olsun da torba dolsun
Torba dolup çorba olsun
Söz olsun da harbî olsun
Öz herkesi inandırır.
Söz vardır hakkı kaldırır
Ömür biter yıl içinde kaybolur
Gönüllere sevda düşer kahrolur
Bu gidişat hayır diyek hayrolur
Aşk bulmaca söz saklı dil içinde
Kaldır dedim deli gönlüm perdeyi
Doğarken bir beyaz beze sararlar
Ölürsen bir beyaz kefen sararlar
Ölüm var! insanlar neyi ararlar
Gâyesiz insana söze gerek yok.
Bize ekmek soğan,kefen yeter de




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!