Gözünü bürümüş bir kanlı hırsız,
Ar damarı çatlak, ruhu hayırsız.
Gezer aramızda dilsiz, uğursuz,
Leke sürer her gün kendi özüne.
Diliyle zehrini akıtır durur,
Güler yüzle dostu sırtından vurur.
Kibir kalesinde sanma kurtulur,
Prangalar vurulur her bir dizine.
İbadet maskesi takar yüzüne,
İhanet katıyor her bir sözüne.
Dünya malı dolsun iki gözüne,
Haramı kökünden katar közüne.
Fesatlık tohumu eker her yana,
Doymak bilmez asla içtiği kana.
Kasteder hileyle her masum cana,
Bakmazlar yarın o kirli izine.
Yetimin hakkını iştahla yutar,
Yalanı gerçeğin önüne katar.
Bir gün gelir o da çamura batar,
Kimse kulak asmaz sahte nazına.
Şerefini satmış üç beş kuruşa,
Benziyor yürürken mağrur bir kuşa.
Başı çarpacaktır bir gün sert taşa,
Ateşler dolacak kendi kabına.
Korkaktır, karanlık onun limanı,
Yoktur ne vicdanı ne de imanı.
Dolunca heybesi, biter zamanı,
Derdini anlatamaz kendi özüne.
Zayıfı bulunca pençesin atar,
Zalimin yanında her gün tur atar.
Yaptığı her işe bin hile katar,
Mührünü basarlar kara yüzüne.
Kendi kazdığına kendi düşecek,
Leşine kargalar gelip gülecek.
Mahşerde mizanı o da görecek,
Hasret kalacaktır Hakk'ın nuruna.
Paslanmış kalbinde siyah bir leke,
Düşecek bir gece en derin şirke.
Ruhu boğulurken bin türlü sirkte,
Kimse omuz vermez ağır sızına.
Garip gurabanın feryadı derttir,
Yiğidin sözleri kılıçtan serttir.
Kalemsiz Şair her daim merttir,
Vursun mahlasını zalim yüzüne.
Kayıt Tarihi : 16.1.2026 12:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!