Ağaran saç diplerim gibi hızla yayılıyor yalnızlığım
Uzuyor dört mevsim, yedi kıta…
İçimde, en derinimde
Soluksuz her nefes alışımda
Uzuyor
Kararsızlıklarım kadar yalnızlığım da
...
...
Anne, hâlâ kalbim acıyor
Anne, hâlâ acı çekiyorum
Karanlıklar sarıyor dört bir yanımı
Yıldız yok,
Onursuz muyduk?
Asla!
Onurlu mu durduk?
Kimisine çokça,
Kimisine göre ise
Bir damla…
Seni seviyorum dedim
Durdum, gökyüzüne baktım
Seni seviyorum dedim
Kuşlara kondum
Seni seviyorum dedim
Bulut oldum, yeryüzüne aktım
Sevgilim, çok zamandır değmedi ellerin yüzümün acısına
Çok zamandır öpmedi avuç içini dudaklarım
Zaman durmadı
Hasret esti ikimize
Kaç ayaklarını üşüten mevsim geçti
Yapraklar asfalt oldu yeryüzüne
Sevda savaşçısıydılar
Yoktu başka yolları
Sevdayı savaş,
Savaşı sevda bilmişlerdi
Ölüme adım adım yürüyorlardı
Onlardı insanlığın koruyucuları,
Bir başınaydım ve ahlar biriktiriyordum. Koca koca
ağaçlarım vardı ve her birinin meyvesi farklı bir ahtı. Ah
doğurup, ah yiyordum. Hissedilmemek; nefes almamaktı ya da
ölüme atılan adımın ilk basamağıydı. Hissedilmediğini
düşünmek bile, yaşamın anlamında yok olmaya yüz tutmaktı.
Hissedilmemek; ah doğurup, ah yemekti…
Sevmek, anlayıp hissedebilmektir
Kavuşabilmek sonsuzluğa,
Bir kişide topluma,
Bir kişide doğaya, öze, anlama…
Çaresiz, gamlı ve sessizim
...
...
Uzun bir zamanın ağır birikmişliği var içimde
Bir yüktür taşıyorum
Ağırlığında ezildiğim kocaman bir yük
Doğru demiş yazar:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!