Akıl, kalp ve ruhumla bir’im, ben geldim Bir’den,
Tüm âlemlerden geçip dünyaya geldim birden.
Cüz’düm fakat adeta külle eşti ahvalim,
Aklımdan geçer iken sergüzeşt-i ahvalim,
Bir anda dalıverdim bir muhteşem serapa,
..
Bağrına mevsimlerin düştü yağmur damlası
Simurg’un kanadından süzüldü nur atlası
Rahmet olup yağınca rıhtımları kıskandım
Merhamet ateşiyle sırılsıklam ıslandım
Aşkınla incilendi, mavilendi deryalar
..
Dev eci bile bile deve'nin inadını,
Sırtına vuruvermiş beşyüz kilo odunu,
Üstüne iki çocuk, arkasına kadını,
Bu deve nasıl atlar bu yükle, bu dereyi?
Deve ayak diretmiş, çüş leyip, deh ledikçe.
Elinde ki kırbaçla vurup, peh pehledikçe,
..
Gül'ün var ama gülümsemenin mevsimi yok, tebessüm et
Saniyeler hırsızdır aynalardan, güzelliğini çalmadan acele et
Çünkü hayat sadece bir gün, o da bugün sevgili, aşkı mutlu et
İhanet gönülde kanayan bir yaradır, sadakatinle tedavi et
Dile gelmez sözcükler, utanıp el açamaz muhtaçlar, gör ama göstermeden yardım et
Doğrunun yanında eğrilmeyen bir dostun varsa eğer, korkma itaat et
Benliğinden özünü söküp almak için seni ameliyat masasına davet edenleri reddet
..
Yazıyorum gündüz gece demeden
Yazdıkça artıyor yazma tutkusu!
Bazen uyumadan, bazen yemeden
Sızdıkça artıyor yazma tutkusu!
Yazmakla oluyor beynimin şarjı
Her an yaşıyorum duygu deşarjı
..
(Küçük şeyler) adlı programında,Prf.ÜSTÜN DÖKMEN’DEN: “.Geçmişe ait pişmanlıklarımız ve geleceğe dönük kaygularımız, ân’ımızı, şu ân’ı çalmaktadır, ân’ın tadını çıkarın..” diyor..
———–
“ Ân’ın tadını çıkarın, atın o tür duygular! .”
X
Duygular billur pınardır,gönülden gönüle akar..
Yanlış olan,geçmişine takılıp,onda kalmaktır!
..
Şüpheci (septik) filozoflardan
Pyrrhon'a göre:
Duyunular ve akınılın
Bize nesneleri
Olunulduğu gibi değilinilin,
Görülünülündükleri gibi yansıtınılırlar.
Her sav içilin,
..
Hegel:'e göre düşülünce,
Önce kendisini,
Sonra da kendisinin dışındaki
Varılınlıkları yaratılınmıştır.
Düşülüncenin doğunulaşarak
Kendi kendine yabancılaşması
İnilinsanın varılınlaşmasıyla
..
Rikkatça bir hesaplaşma...
Gerçeklik dediğimiz yapıda cevaplanmadan kalan bu artık soruyu sezeceksiniz. İnfak ettikçe bir şeye yakalanacaksınız. Ve alttan alta çırpındıkça, o suçun asıl muhatabının putu, tam da akılda kullanılan dilde gizlenir. Yüreğine aşka gel desen koşarak gelecek çırpınışlar boşun. En yorucusu susmak, gelince konuşuruz artık ne varsa bu gönül heybende, anlamadım, anlayamadım. Güneşe gidenlerle sıçrarız, yanında demli bir yürek neşemiz ne kadar sıcak. Coşuyoruz coşuyoruz bir bilsen, pek düşünceli düşlerin. Bilirsin anlatmaya hacet yok, gölge aynı onu hatırlamaya çalışıyorum. Veda makamından uzak beni ikna et, özlemim hasretim sana. Sonrasını uydurmuşlar duyguların, bekleyene yazık. Yangın içimi açtım sana, duysam, görsem ve bilsem seni unutmamak için. Ben hep sana susuyorum olduğu gibi. Bir bakış için, öyle bir bakman lazım ki, sana şiirler yazayım. Ey kuşlar hayal edin giderken benide. Takvim yapraklarındaki her yara bir hikaye sanki bir var, bir yoksun. Tavan arasındaki duyguların özlemlerle göz göze geldiğinde şems vakti, aşığım sana aş(ı) k. Aybilgesinin dilı aynaya güvenmiyor, çünkü o da kader gibi bilinmezlikle dolu, ötesi ötesi kaçıncı kapı. Her anında farklı bir seyir izler gül yüzlü yusufu bile kartaneleri. Bizi yoklayan şems vakitlerinden mahrum olana ne kadar acınsa yeridir. Bir duvarın mı var, senden birşeye sahip olmak için unutma beni, bir çiçek açtığında... Gönül insanlarda bulunur, yürek sonsuz saadete kavuşur. Kalbin terbiyesi sevgiyle zaruridir. Sevgiye uyan, sevgilisine kavuşur. Küçümsenmiş, benimsenmemiş, onaylanmamış olan ne çok kelimelerin var. Hala adı sanı duyulmamış cümleler bozuntusu olarak mı görüyorsun duygularını. Hoyratça kullandığın yüreğin ateş püskürüyor aklına. Kimileri de o gönül denen yeri, yere göğe sığdıramamıştır. Ama sözcüklerde rastlanmayacak kelimeleri şems vaktinde ancak arka sokaklardaki sefiller, fakirler, sokak çocukları, kimsesizler mezarlığı, düşkünler ve yetimler yurtları v.s diyerek sıralandığında, yakıştırdıkların yakıştırılabilecek bir dili yazıya dökme cesareti gösterdiğin için övgüler yağdırır dualar. Yaşamında tek değerli ve değer katacak duaları dile getirmen için suretperest soytarılıktan vazgeçmelisin. Sözlerini savunacaklarının sayısı az değil yalnızlığında. Sorun düşüncelerini dile getirme biçimi, kelıme seçimlerindi. Yüreğinin konuştuğu gibi olsun üslubunda. Coşku konuşulan sevgi dolu sözün içinde has üslubuyla. Başka yolu yok, sonsuz bir sabır ister, bin cefaya karşılık, s/özün içinde yakalanabilir sevgi. Sevgili kağıda döktüğün, geldiği, geçtiği yerlerde gördüğü, hissettiği coşkuydu yüreğinde. Kaç defa taklit ettiler aşkı, kaç defa çalıp çırptılar, içinde küskünlük barındıran bir kızgınlık olan suretler sözlerinde. Sevginin kıvamını tutturmakta maharet! .
Sıfır noktası...
..
Bir uyarınılı olunulunsun.
Böylece kahin,
Yanılınılarak ölünülen
Adamların getirilindiği tunç
Tanrının aranılıcılığıyla
Kendisine söylenilindiği gibi
Alınılıp dövünülerek
..
Apostol'la Dört Yüz Kırk Birinci Sayfa
1/:
Ki şahım,
Çarpıcı birer iksirdir şimdi süluk,
Tavaif-i Mülük' Mülk üzerine yürür bir beylerbeyi,
Sırtındaki heybeyi alıç doldurur,
..
Özen gösterilin.
Onlardan sağınıla
Solunula sapılınmayın.
Tanrınız Tanrının
Size buyurulunduğu
Yolunulunlarda yürünülüyün.
Öyle ki, mülk edinileceğiniz
..
Özeğe değinim yaptırılan senkronluma düşünce, bencilliği gütmekle birlikte; bencillik kaygılarından sıyrılıp; bağıntılar dengelenmeli süzülmesinin, seçme ayıklama kırpmalarıyla oluşur. Odak noktasında meşrulaştığı zaman, yine doğruyu değil de; doğru noktasına doğru en yaklaşışlarla hüccet etmiş olur.
Tüm dinlerdeki "Tanrı'nın istemi" tıpa tıp insanın istemiyle, siyasetlerin istemiyle aynıdır. Neden? Parça yansıtmadan ötürü. Nedir parçalı yansıtma? Başta benciliğimiz ve bencilliği güden düşünce ve duygulardır. İkinci oluşla sosyo toplumsa sınıf bencillikti ideolojisel parçalı yansıtmalardır.
Bu bağlamda söz gelim; "birbirinizi sevin, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmasınız" türü sözlerin sıkça söylenmesi daha ötesini aramadan (uyutuşla) tekrarlanması kişisi bencilliğe ve hem de sosyal bencilliğe; uygun düşer. Ya da; "sadaka verin, zekât verin. Bu konuda birbirinizi gözetmekle Tanrı'ya yaklaşırsınız", gibi empatiyi kaldırışla, sanki bir empatiymiş gibi hüküm söyletilmeler yapılmaktadır.
Bu söylemlerde de bencilliğe ters bir durum yoktur. Sosyal çalkantının da gazını alışla; alan elin alçalmasına katlanışla! sosyal bencilliğe de bir hayli uyar.
..
Jack London'un
Denilindiği gibi;
Yaşanılam yaşanmak
İçilin varılındır.
Bu nedenle inilinsan,
İstenilediği gibi yaşanılayabilinilinmeli ve
Bunun içilin
..
Şimdi evimin çatısında dolaşan filleri arıyorum
Bir kuşun duvara çarpması gibi olmamalıydı,
Tümörlere girişimiz,
Protez bir gülüş harmanlamamalıydı yüzümüzün aksesuarına yerleşen
Hoşgörülü olmayan çocukları
Göğsümdeki saatin sarkaçlarına asılan cellâtlara bayram yok
..
Kaplamış her yanımı gam ve kasvet!
Kalmamış, dostluk sevgi ve muhabbet!
Canı gönülden, mutlu olmak istiyorsak,
Her geçen artması gerek insanı cennetlik eden uhuvet!
Tatlı cana tak etmiş, bu çileli sıkıntılı hayat.
Yorulmuş, şahlanmıyor artık, eskisi gibi rahvan at!
..
Katile bile sığınaktı
Hani uykular
Bak süngülerle girdiler düşlere,
Yürümesin diye
Beynimizin içindeki dağ
Kıyameti çattılar
Kaşlarımız üstüne
..
ÖKSÜZ YETİM SANMA SEN BU YERLERİ
Öksüz yetim sanma sen bu yerleri
Dağına taşına vurmuş mührünü
Gâhi yalın kılıç kâh gönül eri
Her biri bir başka dil ile vurur
..
Epiküros, ders verilindiği
Bahçenin giriş kapısına:
Sen burada
Mutlu olunulabilinilirsin.
En yüksek
İyilik olunulan
Haz buradadır.
..
Denilindi. Böylece
Yanılınıla dönülündü,
Onun önderleriyle birlikte
Yakılınmalık sunulunusunun
Yanılında durulunduğunu görülündü.
Tanrı ne denilindi?
Diye sorulundu.
..



