İçim de koşan bu ak at
Bekler dururum, ne zaman tökezleyecek,
Geçti bir ömür, anlayamadım bir halt.
Nere de dünkü delişmen beden
Gönül denen bu çılgın at,
İnadına koşar durur,
Beden durur, gönül boyuna savrulur,
..
Ben bilincin karanlık bölgelerine gizlenen esin perilerinin, gök kubbeyi çatlatan kısa süreli şimşekler gibi aniden görünüp yaratanın dünyasını aydınlatan sihirli gücüne inanırım. O perilerin ne vakit gelip nasıl bir iz bırakacağı önceden pek bilinemez. Bazen çocuklukta işitilen tozlu bir masaldan, ayrıntıları hatırlanamayan puslu bir film sahnesinden, incecik bir hayal kırıklığından, bazen hiç unutulamayan kısacık, ürpertili bir dokunma anından ya da okunmakla eprimiş bir kitabın “kayıp” düşüncelerinden, anlatılamadığı için cümleler arasına gizlenen duyguların sessizliğinden süzülüp kendisini umutsuzca bekleyen o yazarın ziyaretine gelirler. Yazı sanatı mevzu bahis olduğunda yazarlar için bu sihirli anların ötesine geçen yazma disipliniyle birlikte, önemli bir gerçek daha var. “O diğer yazarı” neden sevdiğini hissedebilme dürtüsü.
Okumayı seven herkesin “neden o yazarı seviyorum” sorusuna, kendi okuma hazzına uygun kişisel cevapları vardır muhtemelen. Ama bir yazarın başka bir yazarı sevme sebebi, kendi yazı macerasının kaderini de etkileyen önemli bir seçimdir bence. Sevilen yazarı, sadece yazdıklarıyla değerlendiren, gün ışığına çıkanın ardındaki o buğulu bölgeyi merak etmeyenler benim pek ilgimi çekmiyor doğrusu. Yazarların korkularını, kırgınlıklarını, kendilerini neden ve nasıl sakladıklarını, küflü alışkanlıklarını, çaresizliklerini, yalnızlıklarının arkasına gizledikleri sırları, tutkularını, acılarının onları nasıl beslediğini, hatta mümkünse diğer yazarları kıskanmalarının gerçek sebeplerini en az yarattıkları kadar merak ediyorum çünkü. Bütün bu saydıklarım mahrem gibi görünse de o duyguların derinliğini yazarlara doğal bir zarafetle sorabilen röportajcılar ve her zaman pek de eğlenceli olmayan bu sorulara kendilerine has farklı üsluplarla cevap verebilen yazarlar var elbette. Tuhaf bir biçimde onları da okurlardan çok diğer yazarlar merak ediyor.
Röportajlarla yalnızlığını unutan Pamuk...
..
Şu baktığım resimden kalan üç beş kelime
Bir kaç eski hatıra heybemizde ne varsa
Ne zaman kalem alsam şu titreyen elime
Gerisi boş hikâye kalanını yazarsa
Ne söyleyeyim bilmem hatırımda bir şey yok
Uyudum masallarla dünya denen beşikte
..
Seyahat etmek;
Sonunda sen olmayınca pek bir anlamsız
Kimbilir kiminlesin ben bu yolculuklardayken,
Sahilde yürümek;
Elimde elin olmayınca daha çok anlamsız
O ellerle beslenen martıların morali bozuk
Balıkçılar, evet o balıkçılar bile küskün balıklarına
..
Bu kahbe feleğe
Bu bilinmeyen insanlara inat
Bu gün üzülmeyeceğim.
Her ne kadar ardımdan,
Yağan kar taneleri kadar
Atsanızda yalan
Aldırmayacağım
..
Resimlerimize bakıyorumda
Yüzün renksiz,
Nasılda yorulmuşşun,
Gitmek için acele ettin.
Acı dolu gözlerin,
Gökyüzünde iki bulut gibi
..
sen, yalnızlık,
sığdıramayacaksın hiçbir sevdayı valizine,
almayacak hiçbir boşluk senin yaralı sevda haritalarını.
Sen, hep boş valizle seyahat edeceksin.
Bütün boş döneceksin sevdalarından,
Bir aşktan ötekine, sonra diğerine,
Sileceksin ömrünün izini her seferinde.
..
“YOK’tan VAR, VAR’dan BİR, BİR’den ÇOK; ve bir gün gelince de, bu mevcut olan ÇOK’dan, yine YOK olacak olan.. İNSAN! ..” Hiç düşündün mü? “Ben, madem ki VAR’ım ve YAŞIYORUM, KONUŞUYOR ve DÜŞÜNÜYORUM.. ve dahi; BİR ÇOK İŞ’le ve fiille İŞTİGAL EDİYORUM.. O halde; BEN, “BUNLAR İÇİN Mİ VAR’ım? ..” Bunlar için mi, yaratıldım? ..
Aşağıda da görüldüğü gibi, bir çok “SAYISIZ BEDEN’den meydana gelmemizin; sebebi, hikmeti, şartı, sırrı ve sorumluluğu.. ayrıca, Ahiret’teki sonuçları hakkında ne biliyoruz? .. Size, göre biz; acaba, iç-içe geçmiş kaç adet bedene sahibiz? ! ! Bu bedenleri, nasıl en rantabl bir şekilde nasıl kullanır; çıplak gözle görür, deneylerle bilir, aklımızla ve fikrimizle anlar ve sonuç da farkına varabiliriz? .. Ne dersiniz? Benim ile birlikde insanı meydana getiren bu, “BİRLEŞİK BEDEN”lere bir seyahat yapmak ister misiniz? Bu bedenler, önem sırasiyle şöyle başlar ve devam eder.
1=Fizik beden,
2=Ruh beden,
3=Nefis beden,
4=Enerji beden
5=Manyetik beden,
..
keske herkes gorebilseydi birbirinin gozundekileri
insanlar uzanabilselerdi keske her ozlediklerine
kurallar kimden geldi neden gecerliydi
imkansizlik neden, gurur pelerini nedendi
herkes kendine buyuk geleni tasir omuzunda
baskasini suclar bedeninki yuk agirlastikca
..
Göz, göze sevişiriz biz
sarılmak, sevişmek gerek.
Aşkdır birlikte olmanın başı
sarılmak, sevişmek, öpüşmek gerek.
Gönül ateşimiz bedeldir dünyaya
belki bir fırtına bir bora.
..
Yirmi dört yıl önce almışım ilk nefesimi,
O gün, ruhumu sarmış sarmalamış bu beden.
O gün bu gündür, tırmalıyor şeytan nefsimi,
Velhasıl, çeyrek asırlık emanetçiyim ben.
Yine nisan gelmiş evimin takvimlerine,
Son yağmur damlaları düşerken yeryüzüne,
..
Tutukluk yapmış gönüller, gün ki bir sonbahar
Terketmiş kuşlar yuvayı, acılı yürek gözler ağlar
Boynu bükük bir avuç toprağın, arkasından çaresiz bakar
Ve yine biz! Kuru ağaç gövdesinde çakılı çividir hayat.
Tüyler saçılır dört yana, kuşlar yine göçte,
Yaralı sözler, batar derine, dünya hep dilde
..
Yüzleri gerilmiş köpek dişleri sivri
Kan çanağı gözler ocağında
Çıplak mı kaldın canım cancağızım
Çok mu göz değdi
Çok mu canın acıdı
Güneşin uzaklaştığı belki de doğmayacak
..
Hayat,
uzun yalnızlıklar gibidir..
ki bu gibiler bir dağ gibidir esasen
mesela çift kişilik koltuklarda
tek başına seyahat etmek gibi,
ya da uzun yalnışlıklar gibidir hayat,
hayta çocuklar gibidir veya,
..
Baktım adam yalnız başına
Kadının yolunda,
Akrabası ölüm sıkıntısında.
Adam düşüncesince rahat,
Gece yolunda olacakmış seyahat.
Kadının geleceğinde akrabası varmış,
Adamın kendi evinde işi,
..
Cumartesi akşamı çok güzel geçti..
Karşı komşularımız...
Erol abi ve güzel eşi keriman abla..
İçki,sohbet..
Hani derler ya muhabbet gırla…
İşte onun gibi bir şey.
Ay’da çok güzeldi..
..
Dünyadır masadaki kitap
Helezon içinde keyfiyetli ziyafet
Sonsuzluğa amade eşsiz hitap
Gafletin serhaddinde uzak kalır talihsizler
Kulaç gayretlerin çehresinde bitap..
Sine hafakanı vücuda yükse,budur gaflet
..
(M.Akif’in hâtırasına..)
Hançer yemişti kardelenler bekleyişin arifesinde,
Milli ruh sendelemişti kristal merdivende
Ümitsizlik modasında kalem ses çıkartamazken,
Kan damlayan siluetinle altın adımını atmıştın
Bir seyahat ki,doğmamış günahsızlara şanlı vasiyet!
..
Bilirmisin cananın aşkı gülde saklı
İstermisin leylanın muhabbet aşkını
Resulullaha aşıkmısın aç yelkenleri
Salavatla çık enginlere çek zikirleri
Üfleyiverirse huda yolunda misk aşkları
Lütfediverirse hüda aşık neyler makamı
..
Ülkemize yenice sarkılmaya başlandı
Müzmin başbakanımız "Morrison Süleyman"dı.
İki de bir mülkiyet hakkı kutsaldır derdi
Biz anlamazdık bunu, neydi adamın derdi?
Ağzından düşmezdi hiç, din, vicdan özgürlüğü,
..



