Sustum hep...Susmam gerekiyordu çünkü...Daha da zavallılaşmamalıydım insanların gözünde.Gerçekten sevmek,zavallılık olmuş...
Haberim yoktu ki...Bilmiyordum...Hani bilsem...Bi bilebilsem...
O kadar güçlüydüm ki ben...Aklıma geliyordun,ve ben yüreğimle savaşıyordum...Kabullenmek,gerçekleri görmek ömürden ömür alıyormuş...Öğrendim ben...Başarmak da en büyük zafermiş aslında...Hayata tutunmak inadına...Sevmeye çalışmak değil,haketmeyeni unutmaya çalışmak...Gecelerimi harap eden sendin...Uyku nedir unutmuş gözlerimi zamansız ağlatabilen,hayallerimi yıkan ve hayal kurmayı unutturan da sendin...Oysa...En güzel hayaller kurduğum da,o hayalleri bana anlatan da sendin! ...Ömrümü isteyen,ömrümce kalbimi isteyen de sendin ve o ömrü bitiren,kalbi yakıp yıkan dermansız bırakan,sevmeyi unutturan,aklıma her gelişinde sekteye uğratan da sendin! ...Bu kadar mı kolay olmuş yalan söylemek Yarab! ...Bu kadar mı! ...Üstelik gözlere baka baka işlenir mi bu günah? ...Hiç mi yanmaz yürekleri Yarab! ...Hiç mi? ....Sustum gidişine...Tek bir soru sormadım kimseye...
Karşına geçip de hesap sormadım sana...Hani bir sormak için karşına gelsem ağlaya ağlaya vururdum yüzüne bir tokat ama...Rahatlar mıydı peki yüreğim? ...Gururum dimdik ayağa kalkar mıydı? ...En önemlisi de...Senin canın acır mıydı? ...Yüreğime attığın tokatın yanında onun lafı mı olurdu? ...Söyle! ....Kaldır başını...Bak yüzüme...Yüzün yok biliyorum...Bak da gör eserini bak da gör! Hadi! ...Mutlu ol haydi! ...Benim eserim de! ...Sen...Bunu da yapar,erkeğim,diye de dolanırsın ortalıkta! ...Yap! ...
Kokunu çok severdim...Hani ben beğenmiştim ya...Sen yokken hep girer bir parfümeride sıkardım bileğime,kokar kokar aklıma gelir,bir mesaj atardım sana...'Özledim kokunu...' diye...Bugün girdim parfümeriye,hepsini alıp fırlatmak istedim duvarlara! ...Hepsini...Kimse de alıp sen gibi kokmasın diye! ...Artık tamamen git benden diye! ...Git! ...Aslında başardım...Eskisi kadar acıtmıyor canımı bazı şeyler...Aklıma gelmediğin günler oluyor...Derken aniden bir gece giriveriyorsun rüyalarıma...Konuşuyorsun konuşuyorsun...Ben kaçıyorum..Ben susuyorum...Gözlerim doluyor...Kaçıyorum....Uyanıyorum...Yanaklarımdan yaşlar akıyor...Allah'ım diyorum,Allah'ım niye! ....Rüyalarıma da engel ol,girmesin ne olur! ..Bana yardım et,beni anla! , diye....Madem ki karşılaştık,madem ki aldım yaralarımı,hala nesi yetmiyor ki,aylarım ömür niyetine gitti.Benim feda edecek neyim kaldı? ...Bir canım kaldı benden öte,o mu fazla geldi? ...Zaten canımın yarısı gitti....Daha feda edecek neyim kaldı? ...Anla artık Allah'ım...hep vardır bir hayrı diye diye sustum,isyanlarım dilimin ucuna geldikçe yutkundum...Daha da acı çekmemin,var mı bir hayrı? ...Ödemediğim bedel kaldı mı? ...Sevmek,bazen ağır bedeller ödemekmiş...Ödedim...Daha da feda edecek neyim kaldı? ........................13.02.06
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




vaaaaaaaayyyyyyy beaaaaa........:.[
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta