Dayanılmaz bir baş ağrısı gibi gelir saplanır hayatının tam ortasına,
Yaşadıklarının ve yaşayamadıklarının gelip yüreğinin ortasında hüküm sürmesi gibi.
Birde en kötüsü vardır ki o daha fazla acı verir, sevene,
Sevdiğin kişinin asla bilmediği, yani bir başına yaşadıkların...
O olmadan ağlarsın, kırarsın, dökersin...
O bunları asla bilmez ki,
Kendine çoktan yeni bir sayfa açmıştır.
Tıpkı seninle başlarken yeni bir sayfa açtığını söyleyip yeminler etmesi gibi.
Şimdi sende bulamadığını gidip bir başkasında aramaya kalkacak,
Belki bulacak, belki bulamayacak ama senin yapamadığını o gidip yapacak.
Yeni bir aşka, yeni bir sevgiye yelken açıp engin denizlerde yolculuğa çıkacak.
Senin yapamadığını yapıp o, yaralarını saracak,
Ve yeniden bir başkasına sevgi sözcükleri fısıldayacak usulca.
Arkasında ne enkazlar bıraktığından habersiz yaşayacak, doludizgin...
Ve sen kendini ne kadar üzsen, yıpratsan ve dağıtsan da,
O günü geldiğinde ölümcül bir hastalıktan kurtulmak gibi,
Unutacak seni...
Seni unutacak...
Yine türkü tadında akıyor hayat,
Acı-tatlı, bazen uzun, bazen kısa,
Bilemiyorum bir sonraki cümlesini ve ezgisini.
Anlamayı anlatmayı, sevmeyi ve üzülmeyi bıraktım,
Yalnızca tekrar ediyorum ömrümün nakarat kısımlarını.
Bir okyanus ortasında birbirimizin tersine mi kürek çekiyoruz?
Yoksa biz bu sevda ortasında mum ışığı bile almadan elimize,
Milyonlarca insan içerisinde birbirimizi mi arıyoruz?
Gözlerin sınırları kaldırılmış bir ülkeye benziyordu,
Alabildiğine uzun ve alabildiğine sonsuz.
Onlara baktıkça kayboluyordum,
Ve kendimi buluyordum koyu maviliklerinde.
Ne bir yasak vardı, ne de bir engel,
İnsan gariptir,
Ne bilir sevmesini ne de vakti geldiğinde gitmesini.
Yaşar bütün güzellik ve rezillikleri
Kirletir ruhunu en asil beyazlara inat.
Asi bir rüzgara kurban eder tüm hayallrini,
Kimi zaman gitmekten korkar,
Gitmeli,
Terk etmeli,
Yeni dünyalara,
Yeni rüyalara.
Gitmeli,
Kıvamını bulmuş demli bir çay tadında,
En koyu halini almış samimi bir sohbette,
Ya da katili belli olmayan fail-meçhul bir cinayet esnasında,
Düşersin aklıma ve yüreğime,
Bir daha hiç gitmez kalırsın bende.
Yapmacıktan da olsa gülümserim bazen,
Hara-belerimden yeniden doğar, muazzam bir yapıt olurum...
Üzerimdeki yılların yıpranmışlığını, ezilmişliğini atarım,
Seninle yeniden doğar,
Sende Çekerim hayatımı temize.
Hayatta hiç yapmadığımı yapıp belki sana inanırım,
Ve belki bağlanırım,
Belli mi olur, belkide hiç yaşanmayacak mutluluğumuz üzerine hayaller kurarım.
Ama malum ya sevgilim hayal kurmak bana göre değil.
Ve onun içindir ki sonra kurduğum hayalleri,
Sorgusuz sualsiz sehpaya çıkarıp dar ağacında sallandırırım.
Umutla umutsuzluk arası türküler söyleyerek,
Sonsuzluğa uğurlarım, hayallerimle birlikte kendimi.
Farklı iklimlerde esen rüzgarlar gibiydik,
Sen kavurucu, sıcak çöl rüzgarı,
Bense soğuk, itici ve kuru garip bir yel.
Bir arada olamayacağımızı bile bile kandırdık kendimizi.
Meçhule yol aldık,
Yalnız, bitkin, yorgun ve düşe kalka
Yine bir hareketlilik var,
Yine koşuşturuyor insanlar.
Kimisi geç kaldığı bir mutluluğa,
Kimisi de başına bela olmuş ekmek kavgasına.
Kimisi üzgün,
Bazen konuşmak istersin doludizgin,
Duyarsın söyleyemez, bakarsın göremezsin.
Gitmek gerekir bazen,
Gitme kendine, sevdiğine ve tüm zamanlara hoşçakal diyebilmek,
Çünkü bazen gitmek devrimlerin en büyüğüdür.
Kendine ve hayta yaptığın en büyük iyiliktir,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!