Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gib
..........
..........
Kayıt Tarihi : 30.6.2000 06:00:00
Şiiri Değerlendir
© Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık
Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gib
..........
..........
Şiiri Değerlendir
© Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık
© Copyright Antoloji.Com 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Şu anda buradasınız:Seviyorum Seni Şiiri - Nazım Hikmet Ran
Şiir ID : 2189 - 20 Ocak 2026 Salı - 22:06:18

düş…,
göğsümün kafesinin,
klostrofobik yüreği,
içerdesin…; bir başına ve yalnız,
sıkışıyor kapakçıkların havasız,
ya çok hızlı ya da çok yavaş atıyorsun
ve canımı acıtıyorsun zaman zaman;
kızıl gölün hep mi dalgalı senin…,
üstelik dengesizsin,
her daim yeni hastalıklar seçiyorsun
blumia kalbim,
ah benim bir deri, bir kemiğim…;
kustur kendini,
ve korundaki kuşları kızıl nehrinde,
kanınla yıka…,
hevesi kursağında kalmış sevdan mı var,
penguenler nasıl saklıyorsa bağrında,
dört aylık açlığa tahammülle,
yavrularına mama…,
elbet sen de bilirsin saklamasını
vuslat açlığını,
hem insansın ya,
ah aşk bir heves midir…;
ve madem,
rengi en kırmızıya çalan kuşu sevdinse sen kalbim,
ol şimdi pinokyo…,
ve işte gıcırdıyor tahta kalp/
yalancının çatısında…,
ey aşk…;
kalbinde sakladığın pinokyonun,
uzayan burnu,
verdiğin sözlere kızarıyor,
ağlıyor tahta bir kalp
yalandan sevicilik masallarına,
ve
bir çocuk gün/ah/sızlığı sığıyor
su sızmaz aramıza,
talan, dolan ve takladan,
var git ve bir daha hiçlikle dahi gelme huzura,
ve sayfamızı arala...,
anla;
ki bilirsin,
masal bu ya…;
rapunzelin saçlarını kestiler mülevvesler,
ah evet bir donquichetteyi sevdiyse gönül,
suç deli dumrulun muydu ey korkut dede,
yüreğimin yel değirmenleri,
rüzgâr çalmakta,
esintisiz bir gökten…;
ve ah seni seviyorum masalı,
sevgili ve güzel kardeşim,
aziz dostum;
ah o gün bende,
ben de demeseydim,
bezm/i elest/de;
sana yemin olsun ki,
yitirmezdim aklımı hüdanın yollarında hiç...,
belki ben de,
ah deli savaşçı;
kaybetti/n\k/ şimdi, ki;
hafızasız bir yürek belle beni de,
ve rapunzel,
hadi kes artık o uzun saçlarını,
karıştırıp masalı tam da şimdi…,
yanlış kahramanı sevdin zira,
mavi gözlü dev,
tutunup saçlarına,
çıkamaz ki pencerene...,
devden akrobat olmaz ki,
masal anlatma bize,
ki bilirsin…,
gönül gönlü bulunca, akar da akar…,
mesafeler cân/ı teni, yakar da yakar,
muhabbetin çilesi yürekten, taşar da taşar,
dem olur kan çanağı gözlerle,
yârin yollarına bakar ha bakar…,
gözyaşları…;
içli açmış bir gül gibi, kanar da kanar…,
gel desen bile gelemem,
hicâbım var,
ki yollarım biçildi,
kutsanarak ayrılık yemini içildi,
sevgili hızır/ilyas muştusu,
sende; bütün benliklerden geçildi,
muhabbetin en ayağa düşmeyeni seçildi,
umulur ki böylece,
sonsuzluk sevildi,
o da umulur ki…,
bilirsin,
ah…;
aslında,
ne gökyüzünde uçurmak,
ne de yeryüzüne indirmek olası değil meşki,
bir nakış olmalı yürek gergefinde meşk,
kimselere benzemez,
kimselere görünmez,
gerisi kıssa,
meşk…;
tek başına ve yalnız olmalı,
ne ayrılıktır yolculuk,
ne de kavuşmak;
hayata küskün, kasvet
ve rutubet kokan yollarda yürümek,
bu cana göre değil,
bize göre; değil,
değil…,
hasretleri büyüte büyüte yumak yumak,
bizim olacak zamana dek uyumak,
uyumak istiyorum…,
ve sanıyor musun ki sen,
ey güya kıraati düzgün karî,
bu dizeleri seni
t/avlamak için yazıyorum ve
gözüne girme çabamdır bunlar,
öyle mi…,
her bir harfi damla damla gözyaşımdır,
yalnız; yalnız sana akan,
sendeki halis saflığa,
ve feleği hicvimdir dizelerim,
ah;
Bu Horozoğlu çapkın Nazım her gördüğü cicili-bicili
Hatunlara beyitler yazmış?
Şimdi de, mahşer de hurilere kur yapıyordur............
Böyle hayatın içine karışan güzelliğe dönüşür.
?si=4muryqqeqer5AkV5
bak size bir tavsiye… sen ve cihat yağlanıp şehir parkında güreş tutun ve tik toka çekin… şiirlerinizden daha fazla dikkat çekersiniz:)
Ben genelde günün şiirini edebi açıdan değerlendirmeye tabi tutmayı tercih ediyorum. Bu nedenle yine bir şiir tahlil etmek istedim. Şiir oldukça duygusal bir özelliktedir. Şiirin her mısrasında hissedilen sevgi, gündelik hayatın en küçük detaylarında bulunduğunu göstermeye çalışmıştır. Şiirin son mısrasındaki "Yaşıyoruz çok şükür der gibi" ifadesi sevgiliye duyulan minnettarlığı belirtir.
Her insanın yaşamında hataları vardır. Bazıları bu hataları alenen yaptığı için herkes tarafından bilinir ve arkasından atması kolay olur. Bazıları ise hatalarını gizliden yapar ki bu durum bu kişilerin pür-i pak (tertemiz) olduklarını göstermez. Herkes zaten hesabını ahirette bizzat kendisi verecektir. Bu yüzden burada şiir tahlili yapılmasının, gerektiğinde fazla incitmeden olumsuz yorumlar da yapılabileceği düşüncesindeyim. Birinin dünya görüşünü beğenmememiz, hatta o kişi ve düşüncelerinden nefret etmemiz hakaret etmemizi gerektirmez. Saygın ifadelerle de eleştirimizi yapabilmesini başarabilmeliyiz.
Ancak şunu da belirtmek gerekir ki şair çok ünlü olunca dünyanın her yanında her şeyi didik didik yapılıyor. Emin Karaca imzalı Nâzım Hikmet’in Aşkları isimli bir kitap var. İnternette kitabın ismini yanlış yazmayım diye bir bakayım dedim de yıllar önce yayımlanmış 5. baskısının fotoğrafını gördüm. Kitap toplamda kaç baskı yapmış bilmiyorum Demek ki ne kadar çok satmış bir kitap. Anlaşılan o ki Nazım'ın aşkları da merak uyandıran türden.
Vikipedi'de bile Nazım Hikmet'in aşklarına bölüm ayrılmış. Aşağıdaki ifadeler Vikipedi'den alınmadır:
Nâzım ilk gençlik yıllarında önce Rum kökenli Marika adlı bir kızla arkadaşlık etti.
Daha sonra eski bir valinin kızı olan Sabiha'ya aşık oldu; onun için Gözleri Siyah Kadın şiirini yazdı.
1915'te İstanbul'da tanıştığı Nüzhet Hanım'la (d. 1900) 1922'de gittiği Moskova'da yeniden karşılaştı. Arkadaşlıkları ilerleyince evlendiler, fakat çok geçmeden Nüzhet Hanım hastalandı, tedavi için 1923 yılında İstanbul'a dönmek zorunda kaldı, oradan Avrupa'ya gitti. Çift 1924'te Türkiye'de bir araya geldiklerinde, Nüzhet Hanım'ın teklif ve ısrarı üzerine anlaşarak ayrılmaya karar verdiler.
Nüzhet Hanım'la ayrılmasından sonra Moskova'dan okul arkadaşı Liyolya'yla birlikte olsa da, Türkiye'ye dönmesi gerektiği ve Liyolya Türkiye'ye gelemediği için ayrılmak zorunda kaldılar.
1924-25 yıllarında Türkiye'deki yedi aylık kalışından sonra döndüğü Moskova'da tanıştığı Lena Yurçenko ile 1926 yılında evlendi. Fakat Türkiye'ye tekrar döndüğünde Lena onunla gidemedi.
Nâzım 1930 yılında kız kardeşinin arkadaşı Piraye (Altınoğlu) ile tanıştı, 1932 yılında nişanlandı.
Nâzım 31 Ocak 1935 tarihinde Piraye ile evlendi, böylece hayatına üvey oğlu Memet Fuat da girdi. 1938-1950 yılları arasında hapiste kaldığı süre boyunca Piraye ile yazıştı ve bazen hapishanede görüştü.
Mahkumiyetinin son dönemlerinde, o sırada Nurullah Berk ile evli olan, dayısının kızı Münevver (d. 1917) ile yakınlaştı ve eşi Piraye ile araları açıldı. Hapisten çıktıktan sonra Piraye'den boşandı, üç gün sonra, 26 Mart 1951 tarihinde, Münevver'den olan oğlu Mehmed Nâzım dünyaya geldi. (NOT: BU KISIM OLDUKÇA BANA SARSICI GELDİ. PİRAYE'DEN BOŞANMADAN MÜNEVVER'İN HAMİLE KALMASI)
1952 yılındaki Çin ziyaretinde kalp krizi geçirerek Moskova'ya döndüğünde dört ay hastanede kaldığı sırada tanıştığı doktoru Galina Grigoryevna ile sekiz yıla yakın bir süre boyunca birlikte yaşadı.
1955'te tanışıp aşık olduğu, kendinden 30 yaş küçük ve o sırada başkasıyla evli olan Vera Tulyakova (d. 1932) ile 1960'ta evlendi. (NOT: BU KISIMDA SARSICI HEM 30 YAŞ BÜYÜK OLMASI HEM DE EVLİ BİR KADINLA GÖRÜŞMESİ)
Ardından Münevver'in Türkiye'den kaçtığını öğrendi; Varşova'da Münevver'le buluştu, fakat Vera'yla evlendiğini ve birlikte olamayacaklarını söyledi. Bu tarihten sonra hayatını Vera ile geçirdi. Münevver ve oğlu Mehmed Nâzım Ran ise Varşova'da kaldılar.
Sonuç: Bir gün herhangi birimizin şiirlerinin altında bu şekilde gereksiz upuzun tartışmalar olursa o arkadaşımız da şair olmuş demektir.
Saygılarımla.
Seğmenoğlu
TÜM YORUMLAR (150)