Çalıkuşum, yağmur damlam bütün sorularım sana
Elini kalbine koyup hadi cevaplasana....
Züleyhanın gözüyle Yusufunu gören kim?
Gönlümü put sanıp da acımasız kıran kim?
Sevgiye inanmayan ve çarmıha geren kim?
Ordusuyla kalbimi çepeçevre saran kim?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




ÇOK BEGENDİM YÜREĞİNİZE SAĞLIK...
HAKİKATEN DÜŞÜNDÜM BU SORULARA CEVAP VERECEK MUHATABIN ALLAH YARDIMCISI OLSUN. ANCAK ŞU DA BİR GERÇEK Kİ SORULARNI CEVABINI YİNE EN İYİ ŞEKİLDE RAMAZAN YAŞAR DERSİNE ÇOOOK ÇALIŞMIŞ BİRİ VEREBİLİR. :) İNŞAALLAH BU SORULAR ÇOKTAAAAN CEVAPLANDIRILMIŞTIR. TEBRİKLER EFENDİM SAYGILAR KALEMİNİZE.
Çok hoş ifadeler..ağır bir sınav...nedense bana başkentimizi ve kirlenen..sevgiden uzak meclisimizi çağrıştırdı...onları böyle bir sınava tabi tutmalı sanırım..tam puanlı saygımla...
Çalıkuşum, yağmur damlam bütün sorularım sana
Elini kalbine koyup hadi cevaplasana....
Züleyha'nın gözüyle Yusuf'unu gören kim?
Gönlümü put sanıp da acımasız kıran kim?
Sevgiye inanmayan ve çarmıha geren kim?
Ordusuyla kalbimi çepeçevre saran kim?
Kalbime nişan alıp on ikiden vuran kim?
Yaktığı bu şehirde bana hesap soran kim?
Gördüğüm kabusları gündüz hayra yoran kim?
Yaralı yüreğimi elleriyle saran kim?
Gönül bağımdan türlü türlü çiçek deren kim?
Ben mülayim dedikçe afet olan ceren kim?
Bu ateşli sevdayı ilmek ilmek ören kim?
Aşkın en yücesini ayağıma seren kim?
Sevginin başkentini kalbimize kuran kim?
Dillere destan olan sevdaları yeren kim?
Nevfel olup başıma bana Leyla veren kim?
Azimle çalışmayıp muradına eren kim?
Gül bahçesinden zafere adım adım varan kim?
Çalıkuşum, yağmur damlam bütün sorularım sana
Elini kalbine koyup hadi cevaplasana....
Çok güzel dizeler...yüreğinize sağlık, saygılarımla.
'sevginin başkenti' iyiki de huzura çıkmış..şiirede o ayrıcalığı tanımış..soru-cevap ikiside çok güzeller.. kaleminize sağlık..
4x4
Çok hoş ifadelerle dile gelmiş mısralarda.....sevdadan sınava çekilmiş sevgili........kutluyorum güzel şiirinizi tüm yüreğimle ve tam puanımla..........Saniye Sarsılmaz
Harika dizeler.Müthiş sorgulamalar.Şiirin içinde türlü insan tipleri ve onların eylemlerini kanıksadım.Neden/sonuç formundan değerlendrilecek ve adilce verilebilecek yanıtlar bu şiiri önemli kılıyor.Bize ve yaşama dair ne ararsanız şiirde var.Sayın YAŞAR'ı tebrik ediyor ve şiir ufkunun açıklığıyla övünç duyuyorum.
Yüreğinizle ellerinize sağlık,tebrikler....
Sevgi ve saygılarımla yüreğinizi kutlar başarılarınızın devamını dilerim
Bu şiir ile ilgili 127 tane yorum bulunmakta