Sevgiliye Mektuplar SEN KOKULU MEKTUBUM

Olgun Ekinci
271

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Sevgiliye Mektuplar SEN KOKULU MEKTUBUM

......... Sarı liranın tedavülde ve değerli olduğu zamandan beri saklıyorum postacının getirdiği mektupları... T’si telaffuz edilmeyen telefon denen aygıtın bilinmediği zamanlardı ve forslu olurdu kıyafeti ve şapkasıyla postacı... Aşk, acı, sevinç ve hüzünleri hep bir arada taşır ve yorulmazdı onca bilinmez yükün altında...

......... En çok bizim sokağa girdiğinde sevinirdim alacağım zarfların üzerindeki pulları merak ederek... Halide Edip, H. Rahmi Gürpınar, Ömer Seyfettin, Tevfik Fikret’i önce mektupların üzerindeki pullardan sonra okulda Türkçe derslerinden tanıdım ama sen yoktun ben onları tanırken ve yine de özlüyordum seni bir gün mutlaka tanıyacağımı varsayarak... Hep özenle çıkarır ve saklardım herkesten, çocuk aklımla sarı lira sanıp ve bir gün sana pullarımı sunup ‘beğendiğini al’ demek içindi ama sen bilmiyordun ve yoktun dünyamda...

......... Van Gogh’un ‘’Saint-Remy Üzerindeki Yıldızlı Gece’’ tablosunu pul üzerinde gördüğümde kolay yapılacak resim diye düşünüp yıllar sonra sahte ressamların türediği yıllarda mektuplar yazardım yedi tepeli kentten Çukurova’daki doğduğum kentte... Öyle emindim ki annem benim yazdıklarımı, ben annemin yolladıklarını daha açarken koklamaya başlardık anne-oğul kokusunu ve iki damla yaş süzüldüğünü hissederdim bir annenin yoksul gözlerinden... Gül açmaz ve bülbül ötmezdi senden mektup gelmediği ve sen kokan satırlara ulaşamadığımdan çünkü sen hala yoktun ve ben çırılçıplak düşler kurardım soğuk gecelerden dağ ateşi sıcaklığına uzanan...

......... Taksim’deki bir filatelistten Somoza diktatörlüğünü deviren Sandinista gerillalarının pullarını aldığımda Nikaragua’daki oğullarını devrimde yitiren annelerin gözyaşı düştü usuma ve ‘yavuklu yerine çıplak mavzere sarıldık ey halkım unutma bizi’ dizeleri çınladı kulağımda dünya halklarının kardeşliğinde... Sarı liralı dönemden üniversite yıllarıma binlerce pul biriktirdim ve bu zengin koleksiyonumu kimseye göstermedim, çünkü seyrettiğim o siyah-beyaz filmlerde başroldeki jön genç kıza pul koleksiyonunu göstermeyi teklif ettiğinde başına kötü şeyler geliyor, bilmiyordum anlamını... Saftım ya, masumdum, ama öyle gariban edebiyatına sığınıp Anadolu çocuğuydum edebiyatı yapmadım asla, Anadolu çocuğu olup kentimize gelen şair-yazar-türkücü insanları yakmaz, saygı duyar ağırlarız ve ağırlıyoruz...

......... Anadolu’yum ben diyordu ya şair en çok bu insanlar bilir ve değerlidir gelen mektuplar bağırlarına basar severler gelen zarfları... Gitmedikleri, görmedikleri akraba ve dostlarından gelen mektuplar koca bir dünyadır onlara... Ve ben şimdi tersinden yaşayıp sana mektuplar yazarak koleksiyonumdaki nadide pulları yapıştırıyor, yollamıyordum ‘adressiz ve kaybolan mektuplar’ listesine girmesin diye... Adresin yok ve adını bilmezken sen kokan mektupları özledim yokluğunda, varlığının değerini bilmeyen yaban ellerde hoyratça yağmalanırken sen ve kardeş kokularımızın buluşmasına onca yıl varken...

......... Pullarımızı çaldılar şimdi ve her pul, yeni bir dünya, kardeşlik, barış, aşk içinken geçit vermeyen yolların sollama yasağı çizgilerine, üşüyen ve saçları darmadağın bir kız çocuğunun elleriyle mektuplar yapıştırıyor, çizgiler mektup, mektup sen oluyor ve ülkemin bütün yol çizgileri SEN KOKULU MEKTUP kokuyor ama sen bilmiyorsun... Sevgili, o yasaklı yol çizgilerine ay ışığında sana yazdığım ve sakladığım mektupları anlatırken bir yıldız muzırca gülümsüyor ve saçlarından kestiğin bir tutamı bana yolladığını fısıldıyor... Duyuyor musun saçlarının tutamını Sen Kokulu Mektupla saklıyorum ama sen bilmiyorsun, bir ben, bir Duygu biliyor... Ama Duygu anne kokulunu saçlarını bilmiyor, bir ben biliyorum sevgili...

Temmuz 2008 - Adana

Olgun Ekinci
Kayıt Tarihi : 7.8.2008 09:19:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Rengin Alacaatlı
    Rengin Alacaatlı

    Geçmişin en güzel kareleri belki de mektuplardı. Postacının yolunu gözlediğimiz anlar, okumadan önce kokusunu içimize çektiğimiz kağıtlar, el yazısının kaligrafik özelliğinde düşlere daldığımız mektuplar. Harika işlemişsiniz Olgun bey, tebrikler...

    Cevap Yaz
  • Ergin Erol
    Ergin Erol

    Eski bir Türk filmi seyreder gibi.Çok hoş, çok harikaydı.Nerelere alıp gitti beni.İzninizle temanıza denk düşen bir şiirimle selamlıyorum,güzel dizelerinizi.Selam ve saygılar.

    Alo Deme!

    Hava ayaz
    Hava soğuk
    Özlem serpiştiriyor aşka
    Yanarım derdime
    Ah çeker yanarım
    Dokunsan ağlayacak
    Kırılgan olmuş yüreğim
    Bu günlerde
    Sanki bir hoş
    Sanki bir başka
    Haber göndermiş
    Numaranı vermiş,
    Telefonlaşalım demişsin
    Alo deme istemem
    Azdırır özlemimi sesin
    İki satır yaz yeter
    Siner belki
    Kokun ve nefesin
    Yoksun ki madem yanımda
    Koynumda,
    Mektubun olsun isterim..

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

Olgun Ekinci