Ne kara kışlar dondurur,
Ne ağustoslar kavururdu beni,
Senin yaktığın kadar.
Ne geceler ürpertir,
Ne yağmurlar ıslatırdı,
Senin ağlattığın kadar.
Yalan dünya
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




telkinlerle, sevgilerle başlıyor 'Sevgiliye' şiir dizisi... bir sevdanın günlüğü gibi adeta; yaşandıkça yazılan, dile gelen...
ve bir ihanet başlıyor, sevda bitiyor... şiirler de...
dokuz şiirlik güzel dizinizi tebrik ediyorum şairim.
güzel günler sizinle olsun...
Çetin bey .....dizelerde anlattıkların zor işler çok zor............saygıyla
Yalan dünya
Gelip geçti,
Ciğerimi delip geçti!
Kim aldattı ki beni,
Senin aldattığın kadar? ,,,
Beğeniyle okudum,güzel dizelerdi,tebrikler
Ne kara kışlar dondurur,
Ne ağustoslar kavururdu beni,
Senin yaktığın kadar.
Ne geceler ürpertir,
Ne yağmurlar ıslatırdı,
Senin ağlattığın kadar.
Devamını bekliyoruz efendim saygılarımla.
Ne kara kışlar dondurur,
Ne ağustoslar kavururdu beni,
Senin yaktığın kadar.
Ne geceler ürpertir,
Ne yağmurlar ıslatırdı,
Senin ağlattığın kadar.
Yalan dünya
Gelip geçti,
Ciğerimi delip geçti!
Kim aldattı ki beni,
Senin aldattığın kadar?
O kadar... Harikaydı... Saygılar
Sevgili minik kuş, doğrusu serinin 9 da biteceğini ummamıştım biraz sitem ve hüzünlü bitmiş, güçlü kalemini kutluyor kardeş yüreğe selam ve sevgilerimi iletiyorum.
sitem ve hüzün dizelerden düşmüş kağıtlara..yüreğinize sağlık.
selam ve saygılarımla...
Sevgiliye (9)
Ne kara kışlar dondurur,
Ne ağustoslar kavururdu beni,
Senin yaktığın kadar.
Ne geceler ürpertir,
Ne yağmurlar ıslatırdı,
Senin ağlattığın kadar.
Yalan dünya
Gelip geçti,
Ciğerimi delip geçti!
Kim aldattı ki beni,
Senin aldattığın kadar?
Sevgili Çetin Bey sevdim bu dörtlükte derinden haklı sitemin duruşunu?
Kutlarım tam puanımla
Sevgiyle.
Sanat1.com
G ö k m e n
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta