Nihal'in bir bakışı, dervişin nefesi oldu
Gözlerinde bir umman, içinde kayboldum
Sözleri susuzluğa düşmüş ruhun ilacı
Bir gülüşüyle kalbim, kutsal bir kitap oldu
Her detay bir remiz, her an bir muamma
Zaman, onunla başlayan bir sonsuzluk salıncağı.
Otuz ay değil, otuz ömür geçti ayrılıkla
Her saniye bir dağ, her an bir hicran çölü
Ellerimde yangın, akan sular tutuştu
İçim kavruk tarlam, dışım kor oldu Nihal
Yollar aşındı, yürekler paslandı
Senin hasretinle gökler çatladı.
Ayların sırtında yıllar, bir kum tanesi şimdi
Yalnızlık bir mürşit, sana vuslat bir miraç
Bedenler harabe, ruhlar yanık bir türbe
Ama sen, her nefeste taze bir bahar bahçesi
Uzaklık bir perde, aralanan sırrın örtüsü
Yakınlık, ateşle oynayan bir zakir eli.
Sırların sarmalında dönüyorum Nihal
Her bakışın bir ayet, her suskunluğun bir tefsir
Geceler bir şerh yazıyor teninin üzerine
Gündüzler, aşkının tecelli ettiği bir levha
Bırak beni bu remizler denizinde boğulayım
Varlığın, yokluğun en derin nefesi olsun.
Hesap etme artık geçen zamanı, gurbeti
Gelişin, kıyametim ve yeniden dirilişim
Hapis bedenim, sürgün bu dünya, esir bu dil
Ama sen, sılasın olduğum tek diyar
Çınarlar kozalak değil, aşkın fermanı saçıyor
Yetişir bu ayrılık, gel gayrı, gel ki tamam olsun bu yar.
Kayıt Tarihi : 10.1.2026 21:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!