Hiç içine çöktü mü gece,
bir taş gibi,
göğsünün tam ortasına?
Saatlerin sesini
bir çekiç gibi duydun mu kafanda?
Dakikalar uzadıkça,
ömründen eksildiğini sandın mı?
Pencereye yürüyüp
sokağın karanlığına baktın mı uzun uzun?
Bir gölgeyi ona benzettin mi,
sonra utanıp kendi hayaline küstün mü?
Hiç beklemekten yoruldun mu?
Kapı çalmazken,
telefon susarken,
bir mesaj ihtimaline
koca bir hayat yükledin mi?
İnsan kalabalıkların ortasında
nasıl tek başına kalır,
bilir misin?
Bir ismin
kalbine mıh gibi çakılı kalmasını,
sökmeye çalıştıkça
daha çok kanamasını yaşadın mı?
Hiç gururunu cebine koyup
aynı caddeden defalarca geçtin mi,
belki bir rastlantı olur diye?
Kendini küçülürken gördün mü,
ağır ağır,
bir mum gibi eriyip
ışığını başkasına bırakırken?
Unutulmanın ne demek olduğunu
bir sandalyenin boşluğunda anladın mı?
Sofrada bir tabak eksildiğinde
içinde bir şey kırıldı mı?
Hiç sabaha karşı,
yorgun bir asker gibi,
yatağa teslim oldun mu?
Ama uyku seni kabul etmedi mi?
Söyle...
Sevmenin insana
kendi sınırlarını unutturduğunu
gördün mü?
Eğer gördüysen,
beni yargılama.
Çünkü bazıları
sadece sever.
Ve bazıları
sevdiği yerde
yenilir.
Unutma.
Bir insan
en çok kaybettiği yerde
kim olduğunu öğrenir.
Ferhat Parlak
Kayıt Tarihi : 28.2.2026 13:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!