SEVDANIN ÖZÜ
Lisanın yüküdür sahte o sözler,
Kalbe dokunmayan sevda yalandır.
Sadece dildeyse, solar o izler,
Yürekte yanmayan, boş bir talandır.
Sevmek; bir kafese koymak değildir,
Yasakla, baskıyla boyun eğdirmek...
Gerçek aşk, önünde saygıyla eğilir,
Sevmek; bir ömre, bin ömür değdirmek.
Sevmek; zincir vurup, köle kılmak mı?
Yoksa bir kanada rüzgâr mı olmak?
Gönül sarayına zorla dolmak mı?
Yoksa her bakışta huzurla dolmak mı...
Yasaklar örerek bir duvar gibi,
Ruhu hapsetmekle sevilmez canan.
Sevgi; uçsuz buçsuz bir bahar gibi,
Dalı incitmeden süzülür her an.
Ezmekle, kırmakla harmanlanamaz,
İncitmek, aşkın özüne aykırı.
Gönlü titretmeyen, yâr diye anılamaz,
Sevda; ruhun en saf haykırışı.
Gözünün nurunu sakınmak deriz,
Kıyamaz bakmaya, titrer insanlık.
Biz bu yol üstünde birer zerreyiz,
Yücelttikçe biter tüm bu karanlık.
Gözünün içine bakmaktır vefa,
İncinmesin diye sakınmaktır can.
Yüceltmek, vermektir her an bir sefa,
İşte o an başlar en gerçek zaman.
İncitme gönlünü, kırma dalını,
Sevda; bir çiçeği yaşatmak kadar.
Bırak bu dünyanın geçici halini,
Seven sevdiğini göklere taşır.
Ne arar menfaat, ne bekler bedel,
Aşk dediğin dilsiz, gizli bir bilgi.
Yürekte başlarsa biter her keder,
Budur bu âlemde en gerçek sevgi.
Ezelden ebede süren bir iklim,
Sözde değil özde, candadır sevgi.
Zarafet mülkünde en ince bir im,
Ruhun bu dünyada bulduğu denge.
Kayıt Tarihi : 19.1.2026 22:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)