Geçmişine götür beni. Kanayarak sabahlayan her gecenin bitişine bırak. Sevdan çekilmesi en ağır yük ise eğer, duruşun kalemime eş ise eğer, en bilinmez acıya götür. Farzetki damladır bir yığın hece, farzetki gözlerin sırlı bilmece. En tuhaf karenin sabrına götür.
Söylediğin en güzel şarkıya götür. Yazdığın bir ezgiye, gerçekle buluştuğun türküye götür. Gelir sanma sakın yalancı bahar, baharda en masum yağmurlar yağar. Erken başlamasın içli senaryo. Olmayan şiirin tahtına götür.Bakışların bölmesin bu serenadı en mutlu tablonun resmine götür.
Kahramanı olmayan masala götür. Hissettiğin buysa gurbet nezdinde, aşılması imkansız surlara götür. Belki savaşırlar sensiz umutlar, umudun varolduğu öyküye götür. Uzak değil sanma anlık şefkatin, şefkatin sardığı uykuya götür. Çıkmasın buradan tek gözlü bir dev, korkunun sermayesi seninle biter. Maskeler bulursa uygun yüzünü, yüzlerin güldüğü mekana götür.
Yaşadığın en güzel anına götür. Yalanı olmayan yarına götür. Konuşmak, susmanın cesaretidir. Susarak yaşayan meçhule götür. Ayrılık şifadır serzenişlerden, ayrılmaz sandığın aşkına götür.
Ucunu yaktığın mektuba götür beni. Alışılamayan nağmeye götür. Ulaşılamayan adrese götür. Taşınırım belki olmayan eve, bakarım üç boyutlu köhnemiş yere. Kabına sığmayan bahara götür. Bir meydan ortası coşkuya götür. Aklının almadığı sonsuza götür.
Hakan EraslanKayıt Tarihi : 3.8.2007 17:11:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!