Vazgeçilen Sevdaların Destanı

Hamdi Bağcı
75

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Vazgeçilen Sevdaların Destanı

I.
Unutuşun Kapıları

Bir zaman vardı ki,
sevdalarımız omuz omuza yürürdü bizimle.
Dar sokakların duvarlarında yankılanan
mahcup bir gençliğin kalp atışlarıydı o günler.
Gecelerin kar altında tutulmuş elleri,
ısınmak için değil,
bir ömrü paylaşmak içindi.
Çeşmelerin soğuk suyu yüzümüze çarpınca
hayatın tadını daha iyi bilirdik.
Kimse farkında değildi ama
biz, henüz kaybetmemiştik birbirimizi.

Sonra ansızın değişti dünya.
Bilinmez bir çağ başladı üzerimize.
Bir sabah kalktık;
dünya başka bir yüzle baktı gözlerimize.
Kim bilir?
Belki biz değiştik,
belki gökyüzü.

Ve böylece,
sevdalarımızdan ilk kez o gün vazgeçtik.

II.
Zamanın Darbesi

Zaman geçti üstümüzden, bir ordu gibi.
Geri çekilmedi, merhamet etmedi,
bizim kadar genç ve toy olduğumuzu bilmedi.
Asimetrik savaşların içine düştük bilmeden,
çağın vurduğu yerden savrulduk.
Melankolilerin sessiz esirleri olduk
farkına bile varmadan.

Bir gerçek tokat gibi çarptı yüzümüze:
Dünya acımasızdı.
Ve her sabah yeni bir umut
bir kez daha öldü bizimle.

III.
Yollarda Yitenler

Hangi sevdaya tutunacaktık şimdi?
Hangi umut bağlayacaktı bizi hayata?
Kırık bir omuz gibiydi ruhumuz;
ne yaslanacak güç bulurduk,
ne düşmeye cesaret.

Beton duvarların içinden yükselen
kâbuslu geceler sardı etrafımızı.
Gördük ki,
bizim olan ne varsa
mazinin derin kuyularında kalmıştı.

Oysa vaktiyle,
kuru ekinlerin arasında esen sam yelinin
bize anlattığı bir ömür vardı.
Söğüt ağaçlarının hışırtısında
yalnızlığımızı unuturduk.
Bir ela gözün mavi karanlığında
kendimizi bulurduk.

Sonra çağın acıları başladı,
ve masumiyetimizle birlikte
bütün sevdalarımız kayboldu.

IV.
Hatıraların Gölgesinde

Bizim sevgililerimiz vardı.
Elini tuttuğumuzda içimizi titreten,
bir kelimesiyle geceyi sabaha çeviren.
Şimdi düşünüyorum da,
biz mi kandık dünyanın yalanına
yoksa dünya mı kandırdı bizi
bir bilmecenin içinden?

Ne ara koparıldık kendimizden?
Ne ara değmezliğini yaşamaya
razı olduk günlerin?

Şimdi,
bilinçsizce tanıklık ediyoruz dünyanın acılarına.
Hüzünler geçiyor gözlerimizin önünden
bir filmin siyah beyaz kareleri gibi.

Ve biz,
hiçbirini durduramıyoruz.

V.
Kaybolan İnsanlık

Pınarların soğuk suyunu hatırlıyorum.
Daha sevdalarımızı kaybetmemiştik o zaman.
Babamız vardı,
emanet gibi sakladığı merhametiyle.
Anamız vardı,
bizi karşılıksız seven büyük kalbiyle.
Dostlarımız vardı,
ellerimizden tutan,
gönlümüze huzur veren.

Ve o günlerde,
insanlar insanları kesmiyordu.
Sokaklar insan yemiyordu.
Gökyüzü bu kadar ağır değildi.

Sonra bilinmez bir zaman başladı,
acı yılları.
Ve biz—
görünmeden kaybolduk kendi içimizde.

VI.
Çağın Karanlık Aynası

Bir gün geldi
ve insanlık vazgeçti kendinden.
Biz de insanlıktan.
O kadar büyük bir sessizlik çöktü ki üzerimize,
bağıramadık.
Kimse duymadı bizi.

Çağın karanlık aynasında
kendimize baktığımızda,
tanıyamadık yüzümüzü.
Çünkü biz,
sevdalarımızdan çok önce
kendimizden vazgeçmiştik.

Ve işte o gün anladık:
En büyük yok oluş,
insanın kendi içindeki kıyamettir.

VII.
Vazgeçişin Büyük Yazgısı

Böylece destanımız yazıldı;
kahramanı biz,
yenilgisi yine biz olan.

Sevdalarımızdan vazgeçtik;
çünkü zaman ezerken
yeniden sevmeye fırsat bırakmadı.

Vazgeçilmişti insanlık;
biz de gözümüzün önünde
yavaşça sönen ışığını izledik.
Ve hiçbir şey yapamadık.

Sonunda geriye kalan tek cümle oldu:

“Sevdalarımızdan vazgeçtik.”

Ve bu,
bizim çağımızın kara yazgısı,
bizim destanımız oldu.

Hamdi Bağcı
Kayıt Tarihi : 24.8.2016 10:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!