Sevda sahrasına düşme boşuna,
Kumu savuracak yelin mi kaldı?
Bakma artık elin bahar kışına,
Gül devşirecek bir elin mi kaldı?
Gönül, vazgeç artık eski huydan,
Kesildi kısmetin o buz gibi sudan.
Bir ömür uyandın sahte uykudan,
Düşte görülecek halin mi kaldı?
Zaman tırpanını vurdu köküne,
Diz çöktün hayatın ağır yüküne.
Bakıp da aynada solan yüzüne;
Eski fiyakadan telin mi kaldı?
Mecnun’a çöl gerek, Kerem’e ateş,
Sana sığınacak bir gölge eş.
Batıyor ufkunda o mağrur güneş;
Yarınlara çıkan yolun mu kaldı?
Aşkın pazarında kalmadı yerin,
Yarası sızlar o eski kederin.
Uykusu gelmiş o yorgun kaderin;
Felekle edecek galin mi kaldı?
Sazın perdeleri tozlanmış durur,
Söylenen her türkü bağrına vurur.
Gözünün çeşmesi çoktan kurur;
Aşk için akacak selin mi kaldı?
Terk eyle dünyayı, bırak o hırsı,
Duymuyor musun bak, o kutsal çağrı?
Dindi o fırtına, bitti o sarsı,
Kışın ortasında dalın mı kaldı?
Gönül paydos eyle, yorulma boşuna,
Kaderin yazdığı gider hoşuna.
Varıp dayanınca mezar taşına;
Dünyalık diyecek dilin mi kaldı?
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 19:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!