Yorgun bir akşamüstü kaldırımına düşürdüğün
Gözlerini bulup, yine sana vermektir yaşamak.
Seni yazmak, kimseyi yerine koyamamaktır
Ve satır arası bırakmamaktır bir yazıtta.
Bir dere akar düşlerimde. Güçsüz, düşmüş çiçekleri taşır denizlere sarı sular. Yüzün yansır sulardan gönlüme ve tuzlanır kirpiklerim. Yürürsün içime, görmek için sessizce ölüşümü. Bir yıldızın izdüşümü sarılır geceye, ağustosların sesleri duyulur uzaktan ve bir çobanın sürüsü geçer o dereden.
Karışıp ılık yellere düşlerime giriverirsin ansızın. Alıp gidersin ömrümü seller gibi. Sevda dansı derlermiş denizler üzerinde yürümeye. Bu denizleri aşıp karlı dağların eteklerini her düşlediğimde böylesi bir sevdada mutluluk var mıdır? diye sorarım kendime. Yalnızlığın nefesi üşütür ellerimi, gurbette yazılmış bir şiirin sözleri gibi seni solurum.
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Hayatın her anını onunla yaşamak, baktığın herde onu aramak, benliğin de dahi onu bulmaktır sevda... Ama bunu sizin gibi anlatabilmek namümkündür sevda... Kaleminize sağlık Selahattin bey... Selam ve sevgiler...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta