Hangi dizeye can, nefes versem
Yetmez güzelliğini kopyalamaya
Hangi rüyayı görürsem göreyim
Yetmez seni sevdiğimi anlatmaya...
Kırılan, un ufak olan cam parçaları gibi geçti ömrüm. Her fırtına sonrasında yıkık gönlümün karmakarışık labirentlerinde yeni sevdalara açtım yüreğimi. Bir zaman tüneline girip 16 yaşımın saflığında başladım yeniden hayata. Daha önceleri hiç bilmediğim sokaklara girip, hiç görmediğim kuyulara taş atar gibi saf ve yalın bir yürekle yolculuğum başladı.
Girdaplar dönerken içerimde, beynimin alabildiğince, usumun yettiğince yeni sevdalar aramaya başladım. Bir sazın yüreği titreten ritminde, bir kemanın büyülü kollarında ve bir kavalın efsaneleşmiş kollarında düştüm yollara.
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
Devamını Oku
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta




Senden sonra baktığım her gözde bomboş bozkırlara dalıp, meyvasız, tohumsuz bir dünyada kaç gece aç kaldım bilir misin? Kaç yürekte verdiğim her molada gördüm ki, sendin gözlerime bakan, sendin ellerimi tutan, sendin yoluma ışık saçan.
Güzel bir yazı..
her yönüyle duygulu
tebrikler
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta