Ah Firuze.. Geçmiş zamanlarım, yitmiş zamanlarım, tüm zamanlarım. Bildiğim, bileceğim tek Firuze.. Sancım Firuze.
Hangi dağın eteğindeki hangi ağacın gövdesinde yitirdim seni, bilmem ki.
Yüzümü nereye çevirdim ki, hangi ara, nasıl yitip gidebildin?
Ben, gün batmadan denize koşar adımlarla yetiştiğin ikindileri özlüyorum Firuze.
Fenerli tepeye alel acele çıkışını, vuslata eren bakışlarını.. Denizi seyretmez, sarılırdın adeta. O da, içine dolardı. Nasıl bir muhabbetti aranızdaki, hiç anlamazdım. Kıyınıza oturur, sizi seyrederdim öylece.
Ah Firuze, ben o sevdiğin denizlerde katre olmayı ne çok istedim.
Sevda Çolak Yıldız
Yıllar geçiyor... Gönül isterdi ki geçmesin, Firuze; geçmemiş olsun. Ama geçiyor.
Gidişinden, aklımı yitirmek üzere olduğum zamanlardan çok sonra öğrenmeye başladım birşeylere tutunmayı. Yitip gitmemek için tutunmayı öğrenmeliydim, Firuze.
Yıllar geçtikçe artık birçok şeyi sever oldum, Firuze. Yerine değil, yanına, etrafına, karşına koyup, öyle sevdim.
İnsan böylesine özlemeye görsün, öyle bir fark ediyor ki sevilecek lütufları. Yokluğunun içinde varlığını hissedecek birşeyler illâki buluyorum kendime.
Gece olmuyor değil ya gittiğin yerlerde? Geceyi seviyorum şehrine inen. Gündüzü seviyorum sokağına düşen.
Başını hala göğe kaldırıyorsan eğer, semayı seviyorum nazarının dokunduğu.
Hâla uğruyorum tren garlarına yolum düştükçe. Düşmese de bir yolunu buluyor, düşürüyorum.
Bu gelenler kimlerin gideni? Kimlerin gözyaşları ıslatmıştır bu insanların omuzlarını? En son kimlerin gözlerindeki buğu değmiştir ki bakışlarına? Bu gelenler kimlerin gidenleri böyle?
Ya sen Firuze? Ya sen; benim gidenim.. Birinin geleni olabildinmi?
Sevinç nidalarıyla karşılanabildinmi gittiğin yerlerde? Bir yerlere gelişin bayram günü diye işaret edildimi birilerinin takviminde?Kimseyi uğurlamıyor, kimseyi beklemiyorum bu tren garında. Öylece, sadece izliyorum dakikalarca olan biteni. ‘Bir perona günde kaç hikaye sığar?’ diye hesap ediyor, ‘Bir yüreğe kaç acı sığarsa onun bilmem kaç misli kadar’ sonucuyla yetiniyorum. Aklım almıyor bunca acının şehirlerden taşmayışına, ben acımla hâla bir yerlere sığamamışken.
Bu insanlar nereye varır bilmem ama ben bir yere varamıyorum, Firuze. Bu hesaplar, bu sorularla ben bir yere varamıyorum. Kalan sıfatını giymemi seçip gittiğin o sabahtan beri ‘kal’ dediğin bu yerlerden kalkıp gidemiyorum. Dolayısıyla hep izledim gelinen-gidilen bu yerde birilerini.
Sözlerin son saniyelere kadar gitgide azaldığı, bakışların gitgide hüzne bulandığı nice vedaları izledim buradan. Hareket etmeye başlayan trene son saniye atlamayı hatırlayan gidenlerin ardından bir ‘Hoşça git’ de ben iliştirdim. Ne çok kalanın boğazındaki yumruğu boğazımda hissettim, saymadım. Öylece kalakaldılar her biri.
Ben, hâla bildiğin gibi her akşam penceremden göğü selamlar, bakar bakar düşünürüm.
Şimdilerde de kuşları dert ettim kendime.
Nereye sığınırlar bu çat ayazda? Hiç mi üşümezler göçlerinde?
Göç demişken Firuze; sahi, sen çok üşürdün. Neredeyse dört mevsim hep üşürdün. Göçtüğün yere de vardı mı kış?
Sahi, sana oralarda kim bakar, kim ısıtır seni Firuze?
Bir adam bir kadını, bir kadın bir adamı, bir insan bir insanı bukadarmı sever? Ben severim Firuze.
‘Ne kadar?’ diye sorarsan eğer, işte bu kadar. Sızlana sızlana, kıvrana kıvrana severim.
Ben anlamam öyle ölçmek biçmekten, hesap kitaptan. Sevgiye ölçek tutmakta neymiş Firuze?
Ben ne bileyim çok nedir, az nedir. Senin çok dediğin nedir ki? Bir boşluğa nekadar sevgi sığar? Hangi doluya nekadar sevgi eklenebilir ki? Dünyalar nekadar ki kıyas edeyim? Yıldızların adedini hiç saymadım ki bileyim Firuze. Bir bulutların sonsuzluğunu bilirim, bir de o senin kadar sevdiğim dipsiz denizleri.
Kaldi ki onlar da gözümün görebildiği noktaya kadar. Okadar değil işte.
Tarif isteme, ölçüye sıkıştırma sevdayı Firuze.
Anlamam, bilmem ben. Ben bi tek içimi bilirim. Içim kadar, içimin alabildiğince için için sevmeyi.. Bu kadar seviyorum işte seni ben. Ben 'bu kadar' diyeyim, ötesini sen anla Firuze.
Sevda Çolak Yıldız
16 Aralik 2016
Ağaçlar çiziyorum soğuk duvarlara, hiç boy vermeyecek ağaçlar.
Olmadığın her gün oyalanacak bir meşgale buluyorum kendime.
Yalnızlığımı böyle unutabiliyorum, Firuze.
Acımı ancak böyle yatıştırabiliyorum.
Sevda Çolak Yıldız
Firuze.. Bildiğim, bileceğim tek Firuze,
Adını bile yazmayı özlediğim şu günlerde daha da sık hatırıma gelir oldun.
Ne evler, şehirler değiştirdim bir bilsen. Adresimi soran olsa bilmem ne diyeceğimi. Senin olmadığın neresi varsa oraya savruluyorum bi göçebe misali. Kâh sınırlara varıyor, kâh kıyılara vuruyorum.
Gözlerini semalarda görmesem, denizlerin ortasında buluyorum. Rengi bazen hüzne çalıyor, bazen derin bir elâya. Aynı bakışların gibi.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!