Avlusunda rüzgâr, eski kelamların kefenini savururken
Duvarlar yalancı şahit gibi umarsızdı
Ben ise alnıma yazılmış firkat fermanını
Boynum bükük, gönlüm kırık yıllarca taşıdım
Zira aşk, her dem kavuşmak değildir
Üstüme sevdanın en ince vakarını giydirdi ayrılık
Ben gurbeten geri dönemem artık
Çünkü bazı eşikler bir defa geçilince
Bir daha ruhlara gurbet olur kalır
Hatıralar, içinde sessiz bir kandil gibi yanar
Ne söndürmeye elin varır
Ne de harını büyütmeye mecalin
Ben bu aşkı, levh-i gönlüme nakşedip
Zamana değil, ebedin sükûtuna emanet ettim
Ama ne çare…
Yazgı, kalemin en ketum hattatıdır
Her mısramı sensizliğin kızıl kanı ile yazdı
Ben sustum, kader konuştu
Ben unuttum sandım, hatıralarım dirildi
Kayıt Tarihi : 14.2.2026 12:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!