SESSİZLİĞİN SIRRI
Sustum da ne değişti, dil yorulur söz kalır,
İçimde birikenler, derya olur köz kalır.
Kader dedik yüklendik, bu dert bizi bitirmez,
Günden güne eksilsek, yine bizden iz kalır.
Aynadaki bu sima, hangi elin yapısı?
Kapandı yüzümüze, dostun gönül kapısı.
Zaman geçti üstümden, ezdi geçti ruhumu,
Sanki mahşer günüdür, bu dertlerin tapusu.
Geceye feryat ettim, sabah sükut eyledi,
Kalbimi ikna ettim, canım hayır söyledi.
Yolları ben çizmedim, yollar beni çizmişler,
Mevla’m bu garip kulu, bir sevdalı eyledi.
Kimse bilmez halimi, kendi içime aktım,
Yalan dünya malına, şöyle uzaktan baktım.
Nefis ile cenk edip, benliğimi kül ettim,
Aşkın nârı içinde, şu canımı ben yaktım.
Dost görünüp vuranlar, sırtımıza hançeri,
Geri dönüp bakmadık, geçtik o günden beri.
Seri verdik yoluna, ikrarımız sönmedi,
Gönül bir dergâh imiş, sığdırdık her kederi.
Burada bitti her kelam, sitemimdir özüme,
Hasretin dumanı çöktü, şu fer fer gözüme.
Alışmak bir bitiştir, veda ettim kendime,
Kalemsiz Şair der ki, mühür vurdum sözüme
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 21:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!