Sessizlik,
bir karakol gecesi gibi çöktü üstüme.
Duvarlar dinliyor,
kelimelerim tutuklu.
Adını anmak bile
yasaklı bir bildiri şimdi.
Sensizlik,
bir memleket sürgünü.
Aynı sokaklardan geçiyorum
ama sen yoktun,
ve şehir
kendini inkâr ediyordu.
Bir çocuğun cebindeki taş gibi
ağırdı yokluğun.
Ne atsaydım denize
batıyordu.
Ne susarsam
kanıyordu içim.
Ey benim yarım kalan türküm,
ey gözlerimde yasadışı umut…
Seni sevmek
bir direnişti vaktiyle.
Şimdi sevmemek
daha da zor.
Biliyor musun,
bir halk susarsa
önce aşk kaybolur.
Sonra ekmek.
Sonra adalet.
Ben seni
bu yüzden özlüyorum biraz da.
Çünkü sensizliğin
sadece bana değil,
meydanlara da dokunuyor.
Bir afiş sökülüyor duvarlardan,
bir slogan boğazında kalıyor kalabalığın.
Gece,
bir işkence odası kadar uzun.
Gündüz,
bir mahkeme salonu kadar soğuk.
Ve ben
adını içimde saklayan
yasadışı bir mahkûmum.
Ama bil ki,
sessizlik her zaman teslimiyet değildir.
Bazen
en gür haykırış
insanın içindedir.
Bir gün
sensizlik yıkılacak.
Tıpkı korku gibi.
Tıpkı duvarlar gibi.
Ve biz,
yeniden
aynı cümlede buluşacağız.
Kayıt Tarihi : 22.12.2025 19:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!